Resûl-i Ekrem’in vefatının ardından müslümanlar arasında ilk fikrî ayrılık siyasî konularda ortaya çıkmış, Hulefâ-yı Râşidîn döneminde yaşanan olaylar, itikadî açıdan önemli sonuçlar doğurmuştur. Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde yaşanan siyasî olayların müslümanlar arasında devlet başkanlığı (hilâfet) konusunun itikadî yönünü gündeme getirmesi, öte yandan birbirini öldüren müslümanların dinî durumu, büyük günah, iman-küfür sınırı, bunlara bağlı olarak kader ve insanın ihtiyari fiilleri gibi itikadî meselelerle ilgili tartışmalar, kelâm ilminin doğuşuna zemin hazırlamıştır.
Bu ortamda büyük günah (kebîre) işleyen kişiyi tekfir etmekle başlayan ve naslara yüzeysel olarak bakan Hâricîler fırkası doğmuş, ona muhalif siyasî bir fırka niteliğiyle Şîa teşekkül etmeye başlamış, yine Hz. Ali döneminin sonlarına doğru Sebeiyye gibi “Ğâliyye” denilen aşırı Şiî grupların tohumları atılmıştır.