Yakup Coşkunoğlu

“Abdülmelik’in gerçekleştirdiği önemli işlerden biri de, İslâm tarihinde ilk İslâmî sikkeyi bastırmasıdır. Onun halifeliğine kadar ülkede Bizans ve Sâsânî paraları kullanılıyor, bu yüzden siyasî ve iktisadî sahalarda birtakım sıkıntılar yaşanıyordu. Abdülmelik bu mahzurları gidermek için altın (dinar) ve gümüş (dirhem) sikkeler bastırmak suretiyle, İran ve Bizans paralarını tedavülden kaldırıp para bakımından Bizans’a bağımlılığa son verdi (74-76/693-695). Sikke, Emevîler’den itibaren İslâm dünyasında bağımsızlığın ve egemen bir güç olmanın sembolü olarak kabul edilmiş, devletin başına geçen hükümdarın sikke kestirip (darbedip) hutbe okutması âdetten sayılmıştır.”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mervân b. Hakem, tarih kaynaklarında Emevî devlet ricali içinde en ağır şekilde eleştirilen birkaç kişiden biridir. Ancak bu eleştiriler, önce geçtiği gibi, daha ziyade onun Hz. Osman’a kâtiplik yaptığı dönemdeki davranışlarıyla ilgilidir. Ağır ithamların önemli bir kısmına da, Hz. Peygamber tarafından Tâif’e sürgüne gönderilen babası Hakem dolayısıyla mâruz kaldığı anlaşılmaktadır. II. Mervân, halifeliği çok kısa sürmekle birlikte, idarî tecrübesi sayesinde başarılı bir yönetim sergilemiş, Mercirâhit’te kesin bir zafer kazanarak Emevî saltanatının devamını garanti altına almıştır. İdarede istişareye önem veren Mervân’ın, Medine valiliği sırasında ashabı toplayıp önemli meseleleri onlarla tartıştığı ve onların görüşleri istikametinde karar verdiği, bu alışkanlığını daha sonra da devam ettirdiği zikredilir. Aynı şekilde onun hadise ilgi duyduğu, Ebû Hüreyre’yi yanına çağırarak kendisine hadis nakletmesini istediği ve bu esnada kâtiplerine onun rivayet ettiği hadisleri yazdırdığı bildirilmektedir.
c. Tevvâbîn Hareketi / Aynülverde Savaşı Kerbelâ Vakası, Ehlibeyt’e büyük sevgi besleyen müslümanları derinden etkilemişti. Bu acı olay, Ehlibeyt’in haklarını aramak ve intikamlarını almak iddiasıyla ortaya çıkan isyanların temelini oluşturdu. Bu isyanlar Hz. Hüseyin’i Kûfe’ye davet edip sonra da onu yardımsız bırakan Kûfeli taraftarlarının ilk isyanı olan Tevvâbîn hareketiyle başladı. Hz. Hüseyin’e hiçbir yardımda bulunmadıkları için büyük pişmanlık duyan ve bu yüzden işledikleri büyük günahtan ancak Hz. Hüseyin’in katillerini öldürmekle kurtulabileceklerine inanan bu grup, yaptıkları hata dolayısıyla pişman olup tövbe ettikleri için “Tevvâbîn” (tövbe edenler) diye isimlendirildi.
Hastalığının ağırlaşması üzerine yerine kardeşi Hâlid’i veliaht tayin etmesini isteyen yakınlarının ısrarlı taleplerini, halifeliğin hayrını görmediğini, bir de veliahtlığa getireceği kişinin hatalarının vebalini üstlenemeyeceğini söyleyerek geri çeviren II. Muâviye’nin ölüm şekli de ihtilâf konusu olmuştur. Akciğerlerindeki rahatsızlık veya veba yüzünden öldüğüne dair rivayetlerin yanı sıra yakınları tarafından zehirlendiğini bildiren rivayetler de nakledilmiştir. Ancak zehirletilmesiyle ilgili rivayetlerin Emevî muhalifleri tarafından uydurulduğu söylenebilir. Dımaşk’taki Bâbüssagīr Mezarlığı’nda babasının yanına defnedilmiştir (64/684).
Muâviye b. Yezîd, bir rivayete göre hutbesinde halka halifelik mesuliyetini taşımaktan âciz kaldığını, makamını Hz. Ebû Bekir’in yaptığı şekilde Hz. Ömer gibi birine bırakmak istediğini, fakat çevresinde böyle bir kimseyi göremediğini yahut Hz. Ömer’in yaptığı gibi halifeyi seçecek bir kurul görevlendirmeyi düşündüğünü, ancak böyle bir kurulu oluşturacak uygun kişileri de bulamadığını söylemiş ve ardından kendisini dinleyenlere bu işi çözme hususunda kendisinden daha fazla hak sahibi olduklarını ve halifeliğe uygun bir şahsı seçmelerini tavsiye etmiştir. Bundan sonra da insanların huzuruna çıkmamış, o günlerde vefat etmiştir. Yeni halife seçilene kadar idareyi Dahhâk b. Kays’ın yürütmesini de isteyen Muâviye, diğer bir rivayete göre bu konuşmasında dedesi Muâviye b. Ebû Süfyân ile babası Yezîd’in Hz. Ali ve evlâdına karşı yürüttükleri iktidar mücadelesinde haksız olduklarını belirterek onları ağır şekilde suçlamış ve öbür dünyada bunun hesabını vereceklerine inandığını dile getirmiştir.