Yakup Coşkunoğlu

4. Medineliler’in Ayaklanması / Harre Savaşı Büyük infiale yol açan Kerbelâ Vakası’nın ardından muhalefetin tek lideri hâline gelen Abdullah b. Zübeyr, Mekke’de gizlice kendisi için biat alırken, Medine’de de Yezîd’e karşı önemli bir tepki ortaya çıkmıştı. Bu günlerde Yezîd, aleyhinde oluşan olumsuz havayı gidermek için Medine’nin ileri gelenlerinden bir heyeti başşehir Dımaşk’a davet etti. Dımaşk’a gelen, aralarında ensardan Abdullah b. Hanzale el-Gasîl’in de bulunduğu heyete ikramlarda bulunarak bol miktarda bahşiş ve hediye verdi. Niyeti onların gönüllerini ve desteğini kazanmaktı. Ancak beklentilerinin zıddı bir durum ortaya çıktı. Bu görüşmeler esnasında Yezîd’i yakından tanıma fırsatı bulan ve onun halifeliğe yakışmayan davranışlarını gören bu şahıslar, onun halifeliğe ehil olmadığı kanaatine vardılar. Ancak bunu ondan gizleyip düşüncelerini Medine’ye geldiklerinde açıkladılar. Halka Yezîd’in oyun ve eğlenceye daldığını, haramlarla meşgul olduğunu anlatarak ona isyanı gündeme getirdiler. Bunun üzerine Medine halkının büyük çoğunluğu Yezîd’i halife olarak tanımadıklarını ilan edip Abdullah b. Hanzale’ye biat ettiler. Bu sırada Abdullah b. Abbas, Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Zeynelâbidîn, Muhammed b. Hanefiyye gibi ileri gelen Hâşimîler ile Abdullah b. Ömer, Câbir b. Abdullah ve Nu‘mân b. Beşîr gibi bazı sahâbîler bu harekete katılmamışlardı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kerbelâ’da çember altına alınan ve susuz bırakılan Hz. Hüseyin, Emevî ordusunun kumandanı Ömer b. Sa’d’a kendisinin Mekke’ye geri dönmesi, sınır şehirlerinden birine giderek cihatla meşgul olması veya Şam’a giderek Yezîd’le görüşmesi seçeneklerini sunmuştu. Ancak Ömer, Vali Ubeydullah’tan aldığı tâlimat üzerine bu tekliflerden hiçbirini kabul etmedi. Nihayet 10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) tarihinde Emevî birliğinin saldırmasının ardından, onlarla Hz. Hüseyin ve az sayıdaki arkadaşı arasında çatışma başladı. Kısa sürede arkadaşlarının çoğunu kaybeden Hz. Hüseyin çatışmaların sonlarında sıcak ve susuzluktan bitkin düşmüş bir halde yetmiş iki arkadaşıyla birlikte hunharca öldürüldü. Kadın ve çocuklar ise esir alındı. Bu sırada Hz. Hüseyin’in hasta yatağındaki oğlu Ali Zeynelâbidîn öldürülmek istendiyse de Ömer b. Sa’d buna engel oldu.
Diğer tarafta ise Mekke’de Hz. Hüseyin, amcazadesi Müslim tarafından gönderilen elçiyi dinleyince Kûfe’ye gitmeye karar verdi. Her ne kadar Abdullah b. Abbas ona Kûfeliler’in babasıyla ağabeyine yaptıklarını hatırlatıp sözünde durmayan bu insanların davetine uymamasını söylediyse de kararından dönmedi. Bunun üzerine İbn Abbas hiç değilse aile fertlerini Mekke’de bırakarak Kûfe’ye yalnız başına gitmesini önerdi. Bu sırada Abdullah b. Ömer gibi önemli şahsiyetler de kesinlikle Kûfe’ye gitmemesini tavsiye etmişlerdi. Ancak kararından dönmeyen Hz. Hüseyin, kendisine şu anda böyle bir harekette bulunmasının yanlış olduğunu söyleyen baba bir kardeşi Muhammed b. Hanefiyye hariç bütün aile fertleri ve az sayıdaki taraftarı ile birlikte 8 Zilhicce 60 (9 Eylül 680) tarihinde Kûfe’ye gitmek üzere Mekke’den ayrıldı.
Hz. Hüseyin’in Yezîd’e biat etmeyip Mekke’ye gittiğini haber alan Kûfe’deki taraftarları, ona Kûfe’ye gelip başlarına geçmesini isteyen mektuplar göndermeye başladılar. Şehirlerine geldiği takdirde kendisini halife ilan ederek bayrağı altında Yezîd’e karşı savaşacaklarını söylüyorlardı. Yezîd’in halifeliğinin meşru olmadığına inanan Hz. Hüseyin, bu davet üzerine durumu yerinde araştırması ve hareketi organize etmesi için amcasının oğlu Müslim b. Akil’i Kûfe’ye gönderdi. Kûfe’ye ulaşan Müslim, Vali Nû‘mân b. Beşîr’in müsamahasından yararlanarak Hz. Hüseyin adına, onu destekleyenlerden onunla birlikte savaşmak şartıyla biat almaya başladı. Daha ilk günlerde kendisine biat edenlerin sayısının 12.000 (veya 18.000) kişiyi aştığı bildirilmektedir. Bu gelişmeler üzerine Müslim, Hz. Hüseyin’e durumu bildirmek ve onu Kûfe’ye çağırmak için Mekke’ye bir haberci gönderdi.
Babasının vefatı üzerine, Dımaşk’ta halife olarak biat alan (Receb 60 / Nisan 680) Yezîd, Medine dışındaki şehirlerde kendisine kolaylıkla biat alınacağından emindi. Ancak Medine’deki muhaliflerin durumu onu tedirgin ediyordu. Çünkü kendisinin veliaht tayin edilmesine karşı çıkan grup, halifeliğine de itiraz edebilirdi. Bunun için vakit kaybetmeden harekete geçerek Medine valisine haberci gönderip babasının vefat haberi Medine’ye ulaşmadan muhalif grubun biatlarını almasını emretti. Medine Valisi Velîd b. Utbe, verilen emri uygulamak için bu gruptan Hz. Hüseyin ve Abdullah b. Zübeyr’i sebebini açıklamaksızın huzuruna çağırdı. Ancak bu sebepsiz davet üzerine her ikisi de Muâviye’nin ölmüş olabileceğini tahmin ettiler ve valinin mütesâhil (yumuşak) davranışından faydalanıp bir an önce Mekke’ye kaçmaya karar verdiler. Abdullah valinin yanına gitmeden hemen Mekke’ye doğru yola çıktı. Hz. Hüseyin ise valiye giderek, ona ertesi gün halkın huzurunda biat etmesinin daha uygun olduğunu söyleyip onun yanından ayrıldıktan sonra aynı gece gizlice Mekke’ye hareket etti (28 Receb 60 / 4 Mayıs 680). Mekke’ye ulaşıp can güvenliği için Harem’e sığındıktan sonra, ikisi de Yezîd ve Emevîler aleyhindeki faaliyetlerini birbirinden bağımsız olarak sürdürmeye başladılar. Bu gruptan Abdullah b. Abbas ve Abdullah b. Ömer gibi diğer muhalif sahâbîler ise, fitne korkusu ve ümmetin birliğinin muhafazası için Yezîd’e biat etmeyi tercih etmişlerdi.