Yakup Coşkunoğlu

Muâviye vefatı öncesinde oğlu Yezîd’e vasiyetinde şöyle demiştir: “Bir iş yapmak istediğinde, hayır ehli yaşlıları ve ileri gelen tecrübe ve takvâ sahiplerini çağır ve o işi onlarla istişare et. Onların görüşlerine karşı çıkma ve kendi görüşüne göre hareket etmekten sakın! Çünkü doğru görüş, tek bir insanın kafasında değildir. Müşavir sana bilmediğin bir şeyi tavsiye ettiğinde onu kabul et. Nefsini ıslah et ki, insanlar da senin için samimi olsunlar. Halkın seni eleştireceği, senin aleyhinde konuşacağı şeyleri yapma. Çünkü insanlar, kötülüğe çok meyyaldir. Namazlarda [cemaatte] mutlaka hazır bulun! Sana yaptığım bu tavsiyelere uyarsan, insanlar senin hakkını teslim ederler. Yönetimini insanların gözünde itibarlı hale getirirsin. Şehirlere mektuplar gönder ve mektubunda halka iyilik garantisi ver, çünkü bu onların emellerini yayar ve gönüllerini rahatlatır.”²¹
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanlarla bağlarını koparmamak için âzami gayret gösterir, halkın nabzını kendilerine büyük değer verdiği kabile reisleri vasıtasıyla tutmaya çalışır, kabilelerinin desteğini sağlama yolunda onlardan ve şehirlerden gönderilen kabile heyetlerinden önemli ölçüde istifade ederdi. Yemen asıllı Kelb kabilesinden yaptığı evlilikle İslâm öncesinde Suriye’ye yerleşen bu güçlü kabilenin desteğini garantiye almıştı. Gücünü uzun süren valiliği yıllarında kurduğu, halifeliği dönemlerinde güçlendirdiği, kendisine samimi bir şekilde bağlı Suriye ordusundan alıyordu. Onun kendi kabilesinin etkisi altında kalmamaya dikkat ederek, eyaletlere başka kabilelerden, bilhassa Sakif kabilesinden valiler tayin ettiği, Tâif, Mekke ve Medine valilikleriyle hac emirliğinde ise akrabalarını görevlendirdiği bilinmektedir.
Muâviye b. Ebû Süfyân, 60 yılının Receb (Nisan 680) ayında Dımaşk’ta vefat etti ve Bâbüssağir Mezarlığı’na defnedildi. Aynı gün yerine oğlu Yezîd halife olarak biat aldı. Hilim ve teenniyi ilke edinen Muâviye, mecbur kalmadıkça kuvvete başvurmazdı. Nitekim onun, Irak Valisi Ziyâd b. Ebîh’in âzatlısının Ziyâd’ın şiddete dayalı siyasetini övmesi üzerine, “Kes sesini! Efendin Ziyâd’ın kılıcıyla elde ettiği başarıların çok daha fazlasını sadece dilimi kullanmak suretiyle kazandım!” dediği aktarılmıştır.¹⁷ Ancak bununla birlikte, istikrarı sağlamak için, Ziyâd gibi şiddete başvuran valilerinin sertliğine göz yumar, bazen bunu teşvik de ederdi.
Muâviye’nin aynı zamanda en kalıcı icraatı olan bu uygulamasıyla, Hulefâ-yı Râşidîn döneminde istişarî temele dayanan yönetim, veraset kuralını esas alan bir hânedana, hilâfet müessesesi de verasete dayalı mutlak bir saltanata dönüşmüş oldu. Sürekli eleştirilmekle birlikte, Emevîler’den sonraki İslâm devletlerinde de aynı uygulama devam ettirildi. Hulefâ-yı Râşidîn’in seçimlerinde, ilk müslümanlardan ve Hz. Peygamber’in yakın arkadaşlarından biri olma ve halifeliğe istişare yolu ile seçilme prensipleri dikkate alınmıştı. Muâviye’nin, Ehl-i sünnet tarafından bir “içtihat hatası” olarak yorumlanan siyasî ve askerî mücadele sonunda hilâfet makamına oturmasıyla halife tayininde köklü bir değişiklik meydana gelmiş, onun oğlu Yezîd’i veliaht tayin etmesi ve halifeliğin intikalinde veraset sisteminin ortaya çıkmasıyla da yönetim saltanata dönüşmüştü.
İfrîkiye’de de (Tunus) Hz. Osman’ın şehâdeti dolayısıyla yaşanan karışıklıklar sırasında bazı merkezler itaatten ayrılmıştı. Hz. Ali–Muâviye mücadelesi sırasında isyancıların elinde kalan merkezlere karşı yeni bir fetih faaliyeti başlatıldı. Muâviye’nin İfrîkiye’ye gönderdiği Muâviye b. Hudeyc, Sûse liman şehrinin fethini gerçekleştirdi ve güçlü Bizans donanmasının İfrîkiye sahillerine asker çıkarmasını engelledi. Bu arada Celûlâ ve Benzert (Bizerte) başta olmak üzere bölgedeki pek çok merkezi ele geçirdi. Daha sonra İfrîkiye valiliğine getirilen Ukbe b. Nâfi‘, Mağrib fetihleri için üs olarak Kayrevan şehrini kurdurdu (50/670). Fetihlerini Atlas Okyanusu’na doğru genişlettiği gibi, başarılı politikasıyla bölge halkı Berberîler’in İslâm’a girmesini de hızlandırdı.