Yakup Coşkunoğlu

Hubyar’ın kerametleri saymakla bitmezdi. Yine günlerden bir gün Osmanlı Padişahı Sultan Murad 99.000 kişilik ordusuyla sefere çıktı. Ordu, günlerce yol yürüdü. En sonunda ordunun erzağı tükendi, asker açlıktan ölmek üzereydi. Tam bu sırada karşılarına üstü başı perişan dilenci kılığında biri çıkageldi. Sultan’a askerler için yemek bulacağını söylese de ona aldırış eden olmadı. Hiddetiyle bilinen sultan, şeyhin ısrarı karşısında “Haydi, bakalım derviş” dedi, “Ya devlet başa ya kuzgun leşe”. Ardından da “Askeri doyur da görelim. Doyuramazsan elimden kurtulamazsın.” diye de ekledi. Hubyar Sultan, abdest tazeleyip kazanın başına geçti. Üç gün boyunca bir kazanda her biri cennet taamı kırk çeşit yemek pişirdi. Bütün askerler yemekten yediği halde kazandaki yemek asla tükenmedi. Bunu gören Sultan Murad onun veliliğine şahitlik etti. Hubyar Sultan’ın temiz soydan geldiğine dair şeceresini yazdırıp altına mührünü bastı. Bu kutsal kazan yıllarca zaviyede kaldı, sonra sır oldu. Etrafındakiler adına bir Alevî ocağı kurdular. Günümüze kadar başta Tokat olmak üzere Yozgat, Sivas, Çorum ve Amasya’ya dağılan Beydili/Sıraç Türkmenleri onun erkânını sürdürdüler.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hubyar ormandan ağaç kesip zaviyeye getirerek Üryan Hızır’a on yedi sene hizmet etti. Bir gün Üryan Hızır’ın kendisine nasibini neden vermediğini düşündü. Onun bu düşüncesi Üryan Hızır’a malum olunca, onu yanına çağırdı. Elinden baltasını alarak uzak diyarlara doğru fırlattı. Baltanın düştüğü yeri onun nasibi olarak gösterdi. Hubyar günlerce dağ bayır baltasını aradı, onu en sonunda Tokat’ta Gürgencukuru denilen ormanlık bir alanda dalda asılı bir şekilde buldu. Burası ulu ağaçlarla kaplı bir yerdi. Şeyhin burasını kendisine nasip olarak göstermesinin bir hikmeti olmalıydı. Baltasını eline aldı. İşe koyuldu. Şeyhin dediğini yapmalı hem bölgeyi iskâna açmalı hem de gönülleri fethetmeliydi. Uğraştı didindi, en sonunda genişçe bir yeri baltasıyla açtı ve açtığı yerde çerağı günümüze kadar sönmeyecek olan zaviyesini inşa etti. Etrafına yüzlerce insan toplandı. Tokat’ın Almus ilçesindeki Hubyar köyü de böylece kuruldu.
Ali soylu olan Üryan Hızır’ın şeceresi Vefâî tarikatının kurucusu Tâcülârifîn Seyyid Ebu’l-Vefâ Bağdadî’ye ulaşır. O, Vefâîliğinin yanında aynı zamanda bir Kalenderî şeyhidir. Kalenderî şeyhleri çıplak veya yarı çıplak dolaşırlar. Bazıları kıldan dokunan ve cavlak adı verilen yün çuvallar giyerler. Ayrıca saç, sakal, bıyık ve kaşlarını ustura ile kazıtırlar; üzerlerinde dilenci çanağı ve derviş değneği, yanında balta, deri torba, büyük tahta kaşıklar ve aşık kemikleri taşırlardı. Üryan Hızır da çıplak veya yarı çıplak dolaşırdı. Bu yüzden yerleştiği köy Osmanlı dönemi kayıtlarına Kürtçe çıplak, üryan manasında Hızır Tazi olarak geçti.
Asıl adı Derviş Ahmed, mahlası Âşıkî’dir. Baba İlyas’ın torunlarındandır. Yazdığı tarihinde soyunu Baba İlyas oğlu Muhlis Paşa oğlu Bali oğlu Selman oğlu Yahya oğlu Derviş Ahmed Âşıkî olarak verir. Büyük dedesi olan Âşık Paşa’ya nisbetle Âşıkpaşazâde adıyla anıldı. 1400 yılı civarında Amasya sancağının Mecitözü kazasına bağlı Elvan Çelebi köyünde doğdu. Ebu’l-Vefâ halifelerinden olan dedesi Baba İlyas’tan itibaren Vefâî geleneğine mensup bir ailede yetişti. Çorum’a bağlı Elvan Çelebi köyünde bir süre ikamet edip tarikatın şeyhliğini yürüttü. Gençlik yıllarında Geyve’de Yahşi Fakih’in evinde ve Konya’da Sadreddin Konevî zaviyesinde misafir olarak kaldı. 1437’de hacca gitti, dönüşte Mısır’a uğradı. II. Murad’ın bazı seferlerine katıldı ve onun iltifatına mazhar oldu.
Yaklaşık 120 yıl yaşadıktan sonra 1326 yılında vefat etti. Osman Gazi şeyhi kendi eliyle Bilecik hisarına defnetti. Kendisi de şeyhin ölümünden üç ay sonra ruhunu teslim etti. Ölmeden önce oğlu Orhan’a Bilecik’teki kayalık tepedeki zaviyesinin yanında şeyhin türbesini yapmasını vasiyet etti. Orhan Gazi şeyhle layık bir türbe inşa ettirdi.