Hz. İbn Abbâs’ın (r.a) tefsirine verdiği önem konusunda bir diğer rivayeti de kendisi şöyle nakletmiştir: “Ömer, Sahâbe’nin büyükleri ile birlikte bana da (Kur’ân tefsiri konusunda) soru sorar ve ‘Onlar konuşmadıkça sen konuşma’ derdi. Bir seferinde Sahâbe’ye, ‘Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Kadir Gecesi (nin zamanı) konusunda “Onu son on gecenin teklerinde arayın” buyurduğunu biliyorsunuz. O gece hangi tektedir?’ diye sordu. Orada bulunanlardan birçok görüş sâdır oldu. Bana, ‘Neyin var, niçin konuşmuyorsun ey İbn Abbâs?’ dedi. ‘İstersen konuşayım’ dedim. ‘Seni buraya ancak konuşman için çağırdım’ dedi. Şöyle dedim: ‘Allah Teâlâ’nın “yedi” rakamını çokça zikrettiğini gördüm. Gökleri, yerleri, tavafı, cemre (şeytan taşlama) adedini¹⁶⁹ … hep “yedi” olarak zikretmiştir. Keza insanın “yedi” şeyden yaratıldığı zikredilmiş, rızkının da “yedi” şeyde olduğu haber verilmiştir.’
“Bunun üzerine şöyle dedi: ‘Söylediğin şeylerin hepsini biliyorum da, insanın “yedi” şeyden yaratılması ile rızkının “yedi” şeyde olması konusundaki görüşün nedir?’ Şöyle dedim: ‘Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Ant olsun biz insanı, süzülüp çıkarılmış bir çamurdan yarattık.”¹⁷⁰
Sonra şöyle buyurmuştur:
“Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik. Sonra nutfeyi bir alaka yaptık; derken o alakayı bir mudğa kıldık. Sonra o mudğayı birtakım kemik yaptık. Derken o kemiklere bir et giydirdik. Sonra onu başka bir mahluk olarak inşa ettik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.”¹⁷¹
Ardından,
“Sonra biz o suyu bol bol döktük. Sonra toprağı nasıl da yardık. Bu suretle orada ekinler bitirdik; üzümler, yoncalar; zeytinlikler, hurmalıklar, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler, çayırlar bitirdik” ayetlerini okudum ve şöyle devam ettim: “Burada geçen ‘ebb’ kelimesi, yerin bitirdiği, insanların