Yakup Coşkunoğlu

Hz. Ömer’in (r.a) hilafeti döneminde gerçekleştirilen fetihlerin doğal bir sonucu olarak, Müslümanlar ile fethedilen bölgelerdeki diğer din mensupları arasında dinî ve kültürel münasebetlerin yoğunlaştığını görmek şaşırtıcı değildir. Bir taraftan yabancı din ve kültürler ile ilk elden ve doğrudan temasta bulunan İslâm askerlerini, diğer taraftan da ahaliyi yabancı tesirlerden uzak tutmak II. Halife’nin hassasiyet gösterdiği başlıca hususlar arasında bulunuyordu. Azerbaycan seferinde bulunan orduya gönderdiği mektupta İslâm askerlerine izar, ridâ ve nalin giymelerini; ataları Hz. İsmâil’in (a.s) kıyafetinden ayrılmamalarını, çok ve çeşitli yemek yememelerini ve “acemler”in kıyafetlerini giymemelerini, katı ve sert elbiseleri tercih edip, ipek giymekten de uzak durmalarını emretmiştir.⁶⁷ Aynı doğrultuda bir mektubun Basra valisi Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’ye de gönderildiğini görüyoruz.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ancak Hz. Peygamber’in (s.a.v.), “Arap yarımadasında iki din bir arada bulunmaz”⁶⁴ hadisini doğrulayan bazı olayların⁶⁵ meydana gelmesi sonucunda Hz. Ömer (r.a) Yahudi ve Hristiyanları 20/640 yılında Arabistan yarımadasından sürgün etmiştir. Gayrimüslim nüfus olarak geriye sadece Müslümanların işlerinde yardımcı olan köleler kalmıştı. Bilahare fetihlerin genişlemesiyle yarımadaya Yahudilik ve Hristiyanlık dışında –Mecûsîlik gibi– başka dinlere mensup kölelerin geldiği de görülmektedir. Nitekim Hz. Ömer’i (r.a) şehid eden Firûz’un Mecûsî bir köle olduğu kaynakların kaydettiği bir husustur.
Araplar İslâm öncesinde Bizans’ın altın ve İran’ın (Sâsânî) gümüş paralarını kullanıyordu. Bu durum Hz. Ömer (r.a) dönemine, 18/639 yılına kadar devam etti. Hz. Ömer (r.a) zamanında İran ve Bizans’a ait topraklar ele geçirilince, II. Halife, Sâsânî dirheminin (gümüş para) ağırlığını tayin etmek istedi. Çünkü bu dirhemler farklı ağırlıklardaydı. Miskal ölçüsüne göre dirhemlerin ağırlığı 20, 12, 10 kırat şeklinde değişiklik gösteriyordu. Hz. Ömer (r.a) bu üç türlü dirhemin toplam ağırlığının (42 kırat) üçte birini (14 kırat) esas aldı ve Müslümanlara ait ilk dirhem bu ağırlıkta (2,97 gr.) basıldı. Böylece her 10 dirhem (gümüş para), 7 miskal (altın) ağırlığına denk geldi. Hem 10 dirhem gümüşün, hem de 7 miskal altının ağırlığı 140 kırat ediyordu.⁴⁸ Bu dirhemlerin bazılarının üzerinde الحمد لله, bazılarında محمد رسول الله, bazılarında ise لا إله إلا الله yazıyordu.
Ancak kaynaklar, ömrünün son senesinde Hz. Ömer’in (r.a.), Divan’da yer alanların tümüne aynı miktar (4.000 dirhem³⁶) maaş vermeye niyetlendiğini, ancak bu emelini gerçekleştiremeden vefat ettiğini kaydeder. Bu karar değişikliği, yüksek rakamlarda maaş alanlarla, daha düşük kademelerde yer alanlar arasındaki gelir farkının zaman içinde katlanarak dikkat çekici biçimde büyümesinden kaynaklanmış olmalıdır… Bunun dışında Hz. Ömer (r.a.) döneminde meydana getirilen iki divan daha vardır: Askerlerin isimlerinin ve alacakları maaşın miktarının kaydedildiği Divânü’l-Cünd ve eyaletlerdeki resmî işlemlerle ilgili evrakın kaydedildiği Divânü’l-İstifâ.³⁸ Bu ikinci türdeki Şam divanları Rumca, Irak divanları Farsça, Mısır divanları ise Kıptice tutuluyordu.
Ganimet gelirlerinin Hz. Ebû Bekir (r.a) döneminde nasıl dağıtılacağı konusunda Hz. Ömer (r.a) ile I. Halife arasında bir görüş ayrılığı çıktığı görülmektedir. Hz. Ebû Bekir (r.a), bu gelirlerin halk arasında eşit olarak paylaştırılmasından yanaydı. Hz. Ömer (r.a) buna, “İki kere hicret eden ve iki kıbleye yönelerek namaz kılanlarla²⁹ Mekke’nin fethinde kılıç korkusuyla İslâm’a girenleri aynı seviyede mi görüyorsun?” diyerek itiraz etmiş, Hz. Ebû Bekir (r.a) ise, İslâm’a girişte önceliği olanların bu amellerinin Allah Teâlâ’nın rızası için yapıldığını, karşılığını da O’nun vereceğini söyleyerek kendi görüşünde ısrarcı olmuştu. Buna mukabil Hz. Ömer de (r.a), “Resûlullah’a (a.s) karşı savaşanlarla O’nun yanında savaşanları aynı kefeye koymam” diyerek kendi kanaatini muhafaza etmişti.