Hem Kur’ân, merhameten, kadınların hürmetini muhafaza için, hayâ perdesini takmasını emreder-tâ hevesât-ı rezilenin ayağı altında, o şefkat madenleri zillet çekmesinler; âlet-i hevesat, ehemmiyetsiz bir metâ hükmüne geçmesinler.
Medeniyet ise, kadınları yuvalarından çıkarıp, perdelerini yırtıp, beşeri de baştan çıkarmıştır. Halbuki, aile hayatı, kadın-erkek mabeyninde mütekabil hürmet ve muhabbetle devam eder. Halbuki, açık saçıklık, samimî hürmet ve muhabbeti izale edip ailevî hayatı zehirlemiştir.
İyi müslüman, Dünya'yı ihmal ederek rahip hayatı yaşamak üzere bir kenara çekilen insan değildir. Aksine O, kalbini inzivadaki adam kadar Rabbine tahsis edebilmek imkan ve meyline malik olmak şartıyla Dünya'nın bütün gâilelerini omuzlayıp kaldırabilen insandır.
Elde Kur’an gibi bir mucize-i baki varken, başka burhan aramak aklıma zaid görünür.
Elde Kur’an gibi bir burhan-ı hakikat varken,
münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir?