Yağmur

Yağmur
Avukat, Arabulucu
Ankara
44 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
Okurken gözümden akan yaşlara engel olamadığım, bu kadar düz ve sade bir anlatımla içe bu denli tesir eden hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Bir adamın aşırı dramatik ama bir o kadar da umut dolu hayat hikayesi ekseninde İmparatorluktan başlayıp Mao’nun liderliğinde Kültür Devrimi dönemini yani Çin’in bir kısım tarihini anlatıyor. Yaşanan kıtlıklar, toprağın devletleştirilmesi, demir eritme kampanyası, özel mülkiyetin kaldırılması, insanların ellerinden tencere tavalarına kadar alınması, yemeklerin kantinlerde yenmesi ve tüm bu değişimlere küçük bir köyde verilen tepkinin hikayesi... Savaş, yoksulluk, baskı… Okudukça yaşanan dönemi araştırmaya dair merakınızı arttıran, komünist bir rejimin halk üzerindeki etkisini çok iyi yansıtan, bir yandan da Çin aile yapısını, kadın ve erkeğin ailedeki rollerini gösteren muhteşem bir kitaptı. Psikolojinizin sağlam olduğu bir dönemdeyseniz, kısa, akıcı ve ağlama garantili bir kitap istiyorsanız hemen alın ve okuyun sevmemenize imkan yok.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
“Kimse onun kaybolduğunu fark etmedi çünkü kimse onun var olduğunu gerçekten kabul etmemişti.” Eskiden bir aile üyesi veya kocasının imzası ile hiç sorgulanmadan bir kadının akıl hastanesine kapatılabildiğini biliyor muydunuz? Kadınlar “uygun” davranış kalıplarına sığmayıp geleneksel kadın rollerini reddettiklerinde onları silmek, hiç olmamışlar gibi yok saymak. Peki Esme Lenox bunca yıl bir aile tarihinden silinmeyi gerektirecek ne yapmış olabilir? Edingburg, 1930’lar. Kadınların sokağa eldivensiz çıkmadığı, evlerinde damat adayı beklediği yıllarda Esme bu dayatmalara uymayı reddediyor. Esme diğer kızlardan farklı, bağımsız ruhlu, duyarlı. Sadece bir kere ayna karşısında nasıl göründüğünü merak ettiği ve annesinin elbisesini denediği için gerçekte yaşına uygun, olması gereken istek ve davranışları yüzünden aykırı ve utanç kaynağı olarak kabul ediliyor ve ne yazık ki bedeli çok ağır ödetiliyor. Daha 16 yaşındayken bir akıl hastanesine kapatılıyor ve orada 61 yıl geçiririyor… Okurken bir aile çocuğuna bunu nasıl yapar? Bir insan hasta değilken bir akıl hastanesinde nasıl bir ömür geçirir? diye düşünmekten kahroldum. Aradaki geçişlerin çok net olmadığı üç ayrı kadının bakış açısıyla anlatıldığı için başlarda biraz karışık gelse de kolay anlaşılıyor. Son olarak; aile ve kardeşin de hayırlısı diyorum. Ah Esme ahh seni unutamayacağım…
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,932 okunma
Puan vermedi·656 syf.··
2025 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 09:31
Dan Brown’ın araştırılması on, tamamlanması altı yıl süren, sekiz yıllık bir aradan sonra Eylül ayında tüm dünyada aynı anda satışa sürülen, yılın en beklenen kitabı Sırların Sırrı’nı okudum bitti. Kitap bilinç, ölüme yakın deneyim, beden dışı deneyim, insan bilincinin bedenden bağımsız olup olmadığı, ölüm ve ölüm sonrası bilincimize ne olacağı konularını ele alarak zihnimizde olduğu varsayılan filtreleri kaldırarak/azaltarak insan zihni başka insanların zihinleri ile hatta başka boyutlarla iletişim kurabilir mi? Bilim ve tıp yardımıyla uzak mesafelerden bu yapılabilir mi gibi sorulara yanıt arıyor. Kitabın merkezinde, kalıcı bütün dinlerin vaat ettiği ölümden sonraki yaşam fikri ile modern fizik arasındaki şaşırtıcı bağlantılar var. Dan Brown, kuantum fiziğinden psikolojiye, neotik biliminden savant sendromuna ayrıca alametifarikası olan sembolizm ve dünya nüfusunun büyük bir kısmının haberinin dahi olmadığı gizemli konulara yine bolca değinmiş ve tüm bunları güncel teknoloji ile harmanlayarak bu polisiye gerilim kitabını yaratmış. Tek eleştirim devamında her şey birbirine muazzam şekilde bağlasa da kurgunun biraz yavaş ilerlemesi, tekrara düşmesi… Sonuna gelirsek çok beklenmedikti çok etkilendim. Kitabın izinde bir Prag seyahati yapmak farz oldu. Ve son olarak, sizce ölünce bize ne olacak?
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20253,935 okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2024 16. kitabı
Bu topraklarda yetişmiş en kıymetli yazarlardan hatta dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyüklerinden biri bence kesinlikle Yaşar Kemal. Tabiatın hiç farkında olmadığımız yanlarını, görmediğimiz bütün o güzelliklerini yüreğimize işleyen, pastoral betimlemelerin ustası. Türkçeyi en güzel kullanan yazar. Kitaplarını sadece okumuyor adeta yaşıyorsunuz. İnce Memet’i okurken hiç görmediğim Çukurova’yı karış karış ezberlemiş, Torosları, Anavarza’yı çiçek kokularının arasında dört nala koşan atlarla gezmiş, dumanı tüten nane kokulu tarhana çorbasına kaşık sallayıp, ak petekli ballar yemiş, her kitabın sonunda imi timi belirsiz olan İnce Memet’i Toros dağlarında bir başına kimsesiz bırakmış gibi üzülmüştüm. Bir Ada Hikayesi’nde, Yaşar Kemal okumanın ne büyük bir zevk olduğunu yeniden hatırladım. Karşımda İda (Kaz Dağları) ışıl ışıl menevişlenen Ege Denizinde bir balıkçı teknesine binip ağ attım, balık tutup açları doyurdum, kıyafetleri lime lime olup çıplak kalmışlara giyitler diktim, komşularıma koca çınarın altında kahvaltılar hazırladım, mis kokulu kahveler içtim, çalıların altına girip menekşelerin kokusunu içime çektim, balığın köze damlayan yağının kokusu burnumdan gitmedi, levrek, mercan, kabak çiçeği dolması aşerdim… İnce Memet serisi bu zamana kadar okuduğum en güzel kitaplar listemde ilk üçteydi ama dört kitaplık Bir Ada Hikayesi beni büyüledi. Bir Ada Hikayesi’nde 1.Dünya Savaşı bitmiş olsa da Lozan Anlaşması ile verilen mübadele kararı sonucu mübadele adı altında gerçekte sürgün edilen, doğup büyüdükleri topraklarını, dostlarını, mallarını mülklerini terk etmek zorunda bırakılan, açlık ve sefalet içinde kalan, kendilerine yaşayacak bir yer arayan, sonunda cennet gibi bir adada yaşamlarını yeniden kurmaya çalışan insanların her birinin ayrı ayrı hikayesini,
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20208,2bin okunma
10/10
·536 syf.··
2023 169. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2023 10:03
Karadeniz’de denize sırtı dönük biçimde inşa edilen, denize bakan tek penceresi bile olmayan bir akıl sağlığı hastanesine yolu düşen hastasından doktoruna, hemşiresine, müdüründen hademesine, eczacısından mimarına, mobilyacısından çiçekçisine, müsteşarından belediye başkanına… hastane ile doğrudan ya da dolaylı yoldan bağı olan binbir türlü insanın, 100 yıllık bir sürecin ve 300’ü aşkın karakterin hikayesi. Ayfer Tunç müthiş bir zeka. Bu nasıl bir birikim, nasıl bir kurgu. 300’ü aşkın karakteri birbirine bağlayabilmek büyük bir ustalık. İlk sayfalarda hissettiğim “ben ne okuyorum böyle?” karmaşası ve tuhaflık hissi beynimizin bu kadar karakteri tüm ayrıntılarıyla hatırlamasının mümkün olmadığını kabullenip ve nitekim kitabın amacının da bu olmadığını anlayınca yok oldu ve hayranlıkla okudum. Sayfalar ilerledikçe fark ettim ki “deliler evi” denilen yer aslında bir hastane değil de Türkiye’nin kendisi. Yazar, yer ve karakterler üzerinden ele aldığı hikayelerde geniş bir perspektifle Türkiye manzarası çiziyor sanki.. Tüm bunların yanında arka planda olayların geçtiği dönemdeki toplumsal ve politik konulara da dozunda dokunuşlar yapan yazara olan hayranlığım katlanarak büyüyor. Büyük bir zevkle, yer yer kahkahalar atarak okudum. Israrla tavsiye.
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma