Şii Tefekkür

Şii Tefekkür
@Yalniz_Alim
Cafer es-Sadık buyurdu ki: "Ey Hafs! Allah, alim'in bir günahı bağışlanıncaya kadar, cahilin yetmiş günahını bağışlar" (Usul-u Kafi İlmin Fazileti Bab'ı)
45 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Hadis'in İnkar Edilmesi / Hadis İnkarı / Hadis İnkarcıları
Son zamanlarda ülkemizde hız kazanan akımlardan bir tanesi de hadislerin özünü ilgilendirmektedir. Kur'an'ın anlaşılması için hadislere ihtiyaç olmadığından söz eden bu grup sadece Kur'an'ın yeterli olduğundan sürekli dem vurarak bazı Ayetleri delil olarak almışlardır. Fikir akımı aslında çıkış noktası olarak sorunludur. Bu şahısların eserlerinde her zaman karşı çıktıkları kesimi yanlış tanımladıklarını görmekteyiz. Onlara göre hadislere inanan kimseler şunu demiş olurlar "Kur'an'ı ancak Hadisler yoluyla anlayabiliriz." Bu hatalı tanımlama, onların karşı çıkmaya çalıştıkları insanları anlamaktan uzak olduklarını göstermesi açısından önemlidir. / Tanım Din Kültürü Değil Kur'an Gerçeği kitabından alıntılandı Şii müelliflerinin önde gelenlerinden olan Allame Tabatabai kendi tefsirinde Kur'anı Kur'an (Ayetleri diğer ayetler ile) tefsir etmiş sonrasında ise bu ayetlerin hadislerdeki açıklamalarını sunarak "Tam" bir tefsir yazmayı başarmıştır. Biz Müslümanlar hadislerin, Kur'an'ı anlamanın yollarından bir yol olduğuna inanırız. İstek üzerine yazının devamını da eklerim.
Din
Reklam

Şii Tefekkür

, 2021 okuma hedefini ekledi.
2021 OKUMA HEDEFİ
0/300 kitap - %0 tamamlandı
Henüz kitap okumadı
300 kitap
0 sayfa
0 inceleme
0 alıntı
Muaviye'nin Kafirliği ve Suyuti
Suyuti "Sünnetin İslam'daki Yeri" eserinde Beyhakiden şunu rivayet eder: "Ata b. Yasir rivayet eder: Muaviye b. Ebu Süfyan, altından veya gümüşten bir su kabını ğırlığından daha fazla altın veya gümüş karşılığında satar. Ebu'd-Derda ona, "Resulullah'tan bu gibi şeylerin, kendi cinsleriyle bir tarafın ağır diğer tarafın da hafif olarak satışını nehyettiğini, peşin ve eşit ağırlıkta satılabileceğine izin verdiğini duydum." der. Muaviye ise" Bunda bir beis görmüyorumm." deyince Ebu'd-Derda şöyle der: "Bu Muaviye'nin yaptığına uygun bir karşılık versem kim beni mazur görür?! Ben ona Resulullah'tan haber veriyorum, o ise kendi görüşünü bana söylüyor. Bundan öyle senin olduğun yerde asla bulunmayacağım." İmam Şafii der ki: "Ebu'd-Derda naklettiği hadisle Muaviye'nin yaptığının yanlış olduğunu görür. Muaviye hadis'e rağmen yaptığını bırakmayınca, bunu çok yanlış bir hareket sayarak onun bulunduğu yerden ayrılır. Çünkü Muaviye, güvenilir bir kimsenin Resulullah'tan naklettiği hadisi bir kenara bırakmıştır." / Şafii, Risale, s. 447 ; Suyuti, Sünnetin İslam'daki Yeri, s.37-38 Şafii ve Suyuti bu hadisin ve hadisenin mahiyetini tam olarak kavrayamamışlar ve kendi inançlarına ters düşmesine rağmen nakletme kararlılığını göstermişler. Bu Muaviye'nin kafirliğinin delilidir. Muaviye açıkça ben bunda bir kusur görmüyorum diyerek. Resulullah öyle demişe ne olmuş bence bunda bir sorun yok demiş ve Resulullah'ın emrini yanlış olarak nitelendirmiştir. Adam milletin yüzüne tükürerek ben kafirim demesine rağmen hala buna inanmayanlar nasıl bir kıt anlayışa sahiptirler acaba!!!
Din
Bernard Lewis Nerede Hata Yaptı ?! / Örnekler
Bernard Lewis İngilterede eğitim görmüş bir yahudi olarak eserlerinde çok kez hatalı ve yanlış bilgiler vermiştir. Bu yanlış bilgilerin çoğunu da İslam dini ve Müslümanların görüşlerini anlatırken vermiştir. Cihat hakkında "Darü'l-Harb ve Darü'l-İslam arasında din ve hukuk açısından zorunlu bir savaş durumu vardır." "İslam'da kafirlerle barış yoktur. Tüm dünya İslam'ın olana kadar savaşacaklardır" şeklinde tanımlamalarda bulunup daha sonrasında "Müslümanlar yenilgilerinden sonra bu işi Mesih gelene kadar ertelemişlerdir. Ancak kafirlerle sürekli savaş ilkesi değişmemiştir." gibi tanımlamalar yaparak. Müslümanları anlamaktan ne kadar uzak kaldığını gözler önüne sermiştir. Nehcü'l-Belaga ve Peygamber'in savaşları incelendiğinde cihadın Lewis'in anlattığı şeyden tamamen farklı bir durum olduğu anlaşılacaktır. Murtaza Mutahhari'den "İslamda Cihat ve İnanç Özgürlüğü" adı altında bir kitap yayımlandı. Darü'l-Harb hakkında "Zaman içinde önce hristiyanlık sonra Avrupa olarak düşünülen rakip din ve milletten ibaret görünmeye başlandı" diyerek bir başka büyük hataya düşmüştür. Bunun sebebini hristiyanlık dinini kendilerine siyasi rakip olarak görmelerine bağlamıştır. Oysa İslam harici tüm dinler "Teokratik" bir devlet sahibi ise ve Orada Şeriat resmi geçerliliğe sahip değilse orası Darü'l-Harb olarak adlandırılır. The Muslim Discovery of Europe kitabının "Din" başlığında Müslümanların dünya algısının "Din" temelli olduğunu ve vesikalarının, eserlerinin her yerinde insanları bu şekilde sınıflandırdıklarını onlara "Kafir" dediklerinden söz eder ve haklıdır. Ancak "Kafir" kelimesinin Hristiyanlara özel olduğunu ve Osmanlı evraklarında "Kafirler ve Yahudiler" şeklinde bir ayrıma gittiklerini söyler. Devamında da şunları ekler "Bu kelime hem Hristiyanlara verilen
Tarih
Akıl ola hüccet İslam'a Nefis diler inkar Allah'a Vicdan dem vurdu mu fıtrâta Nefs-i Adem huzur olur bana
Reklam