esmer yıldız

esmer yıldız
Per aspera ad astra science
Bilim insanları, 1950'li yıllarda, Papua Yeni Gine'deki kabileler üzerinde yaptıkları gözlemde ilginç bir bulguyla karşılaşmışlardır. Fore halkının bir kısmında depresyon, hafıza kaybı ve düşünmede gerilemeye neden olan ve tedavisi bulunmayan nörolojik bir hastalığa rastlanmıştı. Yerli halk bu hastalığa kendi dillerinde "korkuyla titremek" anlamına gelen "kuria/guria" adını takmıştı. Çünkü "kuru hastalığı" adı verilen bu hastalığın klasik semptomlarından birisi de titremedir. Hatta kuruya yakalanan insanlarda, bazen hastalık kaynaklı ani kahkaha patlamaları da görüldüğünden, bazıları, bu hastalığa "güldüren ölüm" adını takmıştı. Bu hastalık nedeniyle her sene Fore halkının %2'si hayatını kaybetmekteydi. Bilim insanları bu ilginç hastalığın nereden köken aldığını incelemeye başladığında çok ilginç bir sonuçla karşılaşmışlardı. Görünen o ki, bu insanların yedikleri bir şey ciddi bir biçimde beyinlerine zarar vermekteydi. Olaya daha yakından baktığımızda, Fore halkının çok ilginç bir geleneği karşımıza çıkmaktadır. Kadınlarda daha sık görülmek üzere, ölen aile büyüklerinin beyinleri ve sinir sistemine ait yapıları, büyüğe saygı nedeniyle ailenin geri kalanı tarafından yenilmekteydi. Oldukça ilginç olan bu geleneğin faturası Fore halkı için biraz ağır olmuştur.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eğer siz de sıklıkla beyniniz ve kalbiniz arasında kalıyorsanız, yapacağınız şey çok basit: Bağırsaklarınızı dinleyin.
Hırs ve ihtirasın kısır döngüsünde sürekli büyümeye çalışanlara Edwin Abbey'in o güzel sözünü hatırlatmak isterim: Büyümek için büyümek, bir kanser hücresinin ideolojisidir.
Vücudunuzdaki dopaminin yarısı beyninizde, yarısı da bağırsaklarınızda üretilmektedir. Yani, vücudunuz zaten dopamini bolca üretmektedir. Önemli olan dopamini kullanabilmek. Yeryüzündeki insanların büyük bir kısmı dopamini para karşılığı satın almaya çabalasa da dopamin dediğimiz şey tümüyle bedavadır. Kimi insan vardır gider, çok pahalı bir rezidansın en üst iki katını satın alarak dopamin salgılar. Kimisi vardır gider, 5 liralık çift lavaş dürüm yiyerek dopamin salgılar. Sonuçta beyninizde etki gösteren dopamin, aynı dopamin. Değişen bir şey yok. O zaman zaten içimizde olan bir şeyi neden dışarıda aramakla vakit kaybedelim ki? Burada en önemli unsur; insanın kendisini gerçekten iyi analiz etmesi ve nelerden mutlu olacağının sağlam bir değerlendirmesini yapmasıdır. Lütfen unutmayın, mutluluk sizinle ilgili bir kavramdır, sahip olduklarınızla değil.
zetlersek, tüm hayatımız başkalarının önümüze koyduğu hedefler doğrultusunda, yılmadan mücadele etmekle geçiyor. Bu, o kadar yorucu bir hal alır ki artık, bizzat kendimizin koyduğu küçücük hedeflere bile ayıracak zamanımız kalmaz. En nihayetinde olur da başarırsak, başardığımız şey başkalarının isteği olur sadece, başka bir şey değil.