2014 yılında Atv'de yayınlanan Diğer Yarım dizisinde Ecevit'in, kızı Esma'ya hediyesiydi
bu kitap. Sözde "Aşkı, sevmeyi Cemal Süreya'dan öğrensin" diye.
Olay örgüsü, karakterlerin kişilikleri, inceden inceye gösterilen bazı değer yargıları ve bunlar gibi birçok yönüyle çok sevdiğim bir dizide geçen bu kitabı tabiki de okumadan edemezdim.Yaşadığım şehirde geçirdiğim kısa bir otobüs yolculuğunda kitabın hepsini okuyuverdim. Șiir kitabı öyle hemen okunmaz evet. Duyguların yoğunlaştığı anlarda açıp bir iki okuyuverirsin. Dilinden dökülemeyenleri başkalarının kaleminden okumak için. Fakat bu kitaptaki şiirlerin hiçbiri benim dilimden dökülemeyenler değil. Aşkı; nesneye, görünene, elde edilebilene bağlamak benim aşk tanımımda hiçbir zaman olmadı.Yazarın görünmezleri görünürlerle anlatıyor olması da muhtemel elbette ki. Fakat öyle düşündüyse bile ben bu durumun pek farkına varamadım.
Dünyada pek çok belirsizlik var. Ama şiir okumaktan, yazmaktan vazgeçmeyeceğim ve birdaha Cemal Süreya'dan herhangi bir kitap okumayacağım kesindir.