Fakirlik öyle bir renk ki, hangi rengin üstüne giysen, karşıdan sırıtıyor. Beyaz yakalı olabilmek için, illa iki takım elbisemden birini seçiyor, içime mutlaka beyaz gömlek giyiyorum. Kravat da takıyorum hatta. Ama olmuyor, geçmişim, çocukluğum, memleketim, anamın sağdığı süt, babamın biçtiği ekin, sokaklarında koştuğum toz toprak gelip ceketin omuzlarına kepek gibi dökülüyor. Üstüme serpilen bu fakirliğin boyutunu, ogretmen olma ihtimalimin ailede milletvekili olmuşum gibi etki yaratmasindan anlayabilirsiniz.