Dostoyevski..! Kelimelerle dans eden, onları öylesine usta öylesine zekîce bir şekilde eğip bükerek, okuyan bizlerin duygularını okşayıp mest eden, herkesin aklına gelip te kağıda dökemediği duyguları ustalıkla eserlerine yansıtan büyük yazar dehâsı.
Bütün eserlerinde olduğu gibi Yine Petersburg şehri. Hayalperest bir adamın, yani Özellikle karşı cinse olan hislerinde, duygusallıkta, Platonik aşklar yaşayan ve Hayaller aleminde dolaşan bir adamın, bir tesadüf eseri karşılaştığı Nastenka isimli kadına bağlanması buna karşılık kadının 1 yıldır beklediği bir sevdiğinin olması ve kendisine çok farklı duygular besleyen Adama karşı dostâne davranması. Yani şu sözden de anlaşılıyor "Dost olmaya hazırım, Buyrun elim. ama lütfen bana aşık olmayın"
Buna karşılık Hayalperest adamın; "Yüreğim konuş diye çırpınırken dilim nasıl susar" şeklinde düşünmesi.
Ve konuyu, karakteri, mekanı, bir tarafa atın gitsin. Neredeyse bütün eserlerini okuduğum büyük üstat Dostoyevski'nin sanatsal zekası mı dersiniz, usta yazar işçiliğimi dersiniz. 'Aklınıza gelen tüm olumlu düşüncelerin toplamından ibarettir Dostoyevski' diyebilirim sanırım.
Eserin ismi olan "Beyaz Geceler" ise; hayalperest karakterinin karanlık gecelerinin ardından Nastenka ile tanışmasından sonra geçen 4 geceye nazaran bu ismi vermiştir.
Ve 27 yaşında yazdığı bu muazzam eserindeki hayalperest karakter Dostoyevskinin ta kendisidir diye düşünüyorum.
Belki de bu eserinde 'Siz beni bilmezsiniz, aah ben öylesine hayalperest biriyim ki' gibi cümleleriyle, kendi hayat hikayesini anlatıyor izlenimi vermesinden ötürü, "kendini anlatıyor bu" fikrini edinmeme sebep olmuş ta olabilir.
Dediğim gibi bu da yazarın ne kadar usta bir yazar olduğunu gösteriyor.
Okurken kelimenin tam mânâsıyla filim izletiyor okuyucuya.
Son olarak;