Gönlüm, dilime küs!
Böylesine ağır bir yük taşırken ben
Bu sessizlik niye?…
Dilim, kalemime isyanda!
Saklamışken dünyaya dair her şeyi
Nasıl aşikâr edersin derdimi?…
KİFAYETSİZ KALIR TÜM KELİMELER!!!
Artık öyle bir hâl aldı ki…
Dilden dökülen kelimeler biraraya gelmekten hicap ediyor, gelse de hiçbir şey ifade edemez oldu. Yaşanılanlara karşı empati kurmak gittikçe zorlaşıyor. İnsanların yaşadıklarını tecrübe etmeden onların duygularını ve kalplerindeki acıları anlamak, anlatmak hiç de kolay olmuyor.
İnsanların aylardan beri yaşanılanlara tepkisiz kalması, yaşanılanları bir film sahnesiymişçesine izlemesi, tv kanalını değişince her şeyin düzeleceğini sanması, yapılan boykotu küçümsemesi, ölümleri yaşanılan coğrafyaya göre sınıflandırıp ayırması… bunlar gibi daha birçok şey… Vicdanı olan hiçbir insan için akıl kârı değil. Yaptığımız veya yapacağımız ne olursa olsun bizler karınca misali yanan bu ateşe bir damla su dahi taşımaya devam edeceğiz. Hiçbir şey yapamasak da safımızı belli edeceğiz. Hesap gününün elbet geleceğini unutmayalım!…
Ne söylesek de kalbimizi yakıp kül eden manzaraların, ölümlerin acısını anlatamayız.
Akşama kadar birkaç lokma yiyecek bulabilmek için evden çıkıp da geri döndüğünde ailesinden kimsenin yaşamadığını öğrenmek…
Büyük bir sabırla ve mücadeleyle ulaşabildiği bir kap yemeğin şansızlık sonucu yere dökülmesinden sonra onu avuçlarıyla toprağın içinden tekrar aynı kaba doldurmaya çalışmak…
Kılına dahi zarar gelmesini istemediği o küçücük bedenleri, kefenlenmiş bir şekilde kucağında tutarken son defa o cennet kokusunu içine çekmek…
Hastane koridorlarında koşuşturmacanın arasında denk geldiği bir sedyede annesinin cansız bedeninin ardında sadece bakakalmak…
Yaşadığı dehşet saatlerinin ardından girdiği şoktan dolayı ellerinin ve ayaklarının titreyip gözyaşlarının kirpiklerinde asılı kalmasını…
Kendi vatanından zorla çıkartılıp güvenli(!) bir bölgeye göç ettirildikten sonra üzerlerine atılan bombalar sonucu
Kelimeler anlamlarını kaybetti
Bir çocuğun solan gülüşünde
Tüm dualar aminlere muhtaç
Ey insanoğlu varsa hâlâ eğer
Söyleyecek bir sözün ya da
Dilinden dökülecek bir duan
Önce eğ başını, kalbine bak
Temiz mi diye sessizce, sonra
Kaldır avuçlarını gökyüzüne!