Baştan söyleyeyim bu kitap için beklentim epey yüksekti. Uzun zamandır okuma listemdeydi ve çoğu okur beğendiği için de beklentim artmıştı. Bu yıl istediğimin çok altında kitap okudum ve bana okuma isteği getirecek, hızımı artıracak kitaplara ihtiyacım vardı. Bu kitaba da o yüzden başladım. Sandım ki beni saracak, olay örgüsü beni meraktan öldürecek ve bundan sonra bir sürü kitap bitireceğim. Fakat ne yazık ki beklentilerimin altında kalan bir okuma süreci yaşadım. Şimdi yoruma geçelim.
Kitap bir polisiye roman gibi gözüküyordu. Ki ben polisiye romanları çok severim o yüzden de beklentim otomatik artmıştı. Açıkçası başlangıç gayet güzeldi. Karakterimiz hiçbir şey hatırlamadan sadece tek bir kelimeyi söyleyerek hayatına başlıyordu. Ve sonra da bu hayatına hızlı bir başlangıç yapıyordu. Kitabın konusunda da yazdığı gibi karakterin 8 tane hayatı olacak ve Blackheath malikanesinde yaşanan cinayeti çözmeye çalışacak. 8 hayatında çözemezse her şey başa dönecek. Ta ki Evelyn Hardcastle'ı öldüren kişiyi bulana kadar.
Konu çok çekici bunu kesinlikle inkar edemem ama karakterler o kadar çok ve aynı günü sürekli yaşadığımız için kafam o kadar karıştı ki bir noktada artık kimin kim olduğunu ve ne yaşadığını saldım. Karakterler yeni hayatına geçip olayları yeni karakterin gözünden yeniden anlattıkça bana fenalıklar geldi. O noktada yazarın çok uzattığını düşündüm. Cinayeti kimin işlediğini bulamayalım diye uzattı da uzattı. Son seksen sayfada aktı gitti ama o kısma gelene kadar pek çok kez kitabı bırakmayı düşündüm. Baştaki merakım kalmamıştı, cinayeti kimin işlediği, kimin ne yaptığı hiç umurumda olmamaya başlamıştı. Bence bir okur bu duruma düşmeden kitap bitirilmesi lazım. Özellikle de polisiye romanlarda. Her karaktere katil potansiyeli yükleyeceğim derken okuru kitaptan