Geleneksel toplumda, çocuğun ne iş yapacağını anlarlar ve ona göre bir yere yönlendirir veya zorlarlar. Modern toplum da bunun için yetenek testleri falan kullanılıyor. Bizim gibi toplumlarda ise millet seçimini keyfine göre veya piyasada neyin para getirdiğine göre yapıyor.
Biz fütuhatla falan Müslüman olmuş değiliz. Birtakım Müslüman yazarlar, "Biz Arapları ve İslam'ı görünce hemen gevşedik Müslümanlığı aldık, bekliyorduk zaten" diye yazarlar. Doğru değil. Bazı Alevi yazarlar veya başka türlü yorumlar yapanlar da, "Arap'ın kılıcı ile zulmü ile Müslüman olduk" demeye yatkındır. Hiç alakası yok. Biz İslamiyet'i, bize zaten çağlar boyu yanı başımızda "medeni bir örnek" olan İranlıları takip ederek aldık.
Türkiye'de yapılan bazı şeylerin gerilemesinin nedeni, zannedildiği ve iddia edildiği gibi "Müslüman yobazlığı" değildir. "Basitlik"tir. Derine inememe ve ciddi çalışmamadır. Hemen işi mevki sahibi olmaya ve kendine yontmaktır... Mesela adam "Bizans tarihçisi olayım, yazayım, yazdıklarım okunsun" demiyor da... "Profesör olayım" diyor. Bütün sorun bu. O zaman da "üniversite" olmuyor.
Oysa insan kendi küçük dünyası içerisinde, kendisinden ya da çevresinden kaynaklanan yıkıcılığı belirli ölçüde denetim altında tutabilme yeteneğine sahip olduğu halde, toplumdan kaynaklanan yıkıcılığa karşı koyabilecek güçte değil. Bunun yarattığı ürküntünün, birçok insanın önce toplumun değişmesi gerektiğini savunarak kendi yaşam sorumluluklarını görmezden gelmesinde önemli rolü olsa gerek.