Martin'in eve sarhoş geldiği konusunda uzlaşmışlardı. Halbuki güzelliği içlerinde hisseden insanlardan olsalardı, o parlayan gözlerin ve hararetlenmiş yüzün, gencin aşkla ilk tanışmasının belirtisi olduğunu anlayabilirlerdi.
Nora serbest stile geçtiğinde annesiyle babasının onu hiçbir zaman anne ve babalardan beklendiği şekilde, koşulsuzca sevmemesinin kendi suçu olmadığını anladı. Annesinin, kulaklarındaki asimetriden başlayarak en ufak kusurlarına kadar odaklanması onun suçu değildi.
"Hala ölmek istiyor gibiyim. Zaten ölmeyi uzun zamandır istiyordum. Tam bir fecaat olarak yaşamanın acısı, öldüğüm takdirde herhangi birinin duyacağı acıdan daha fazlaydı; bunu enine boyuna düşünmüştüm. Hatta öldüğümde çok rahatlayacaklarına emindim. Kimseye bir faydam yok. İşte kötüydüm. Herkesi hayal kırıklığına uğrattım. Açıkcası, tam bir karbon ayak izi israfıyım. İnsanları üzüyorum. Hayatımda kimse kalmadı. Zavallı Volts bile, bir kediye bakmayı beceremediğim için öldüp gitti. Ben ölmek istiyorum. Berbat bir hayatım var. Bu yüzden bitmesini istiyorum. Yaşamak için yaratılmamışım. Bütün bunları yapmamın da bir faydası yok. Çünkü öbür hayatlarda da mutsuz olmaya mahkumum. Ben böyleyim işte. Hayata bir katkım yok. Kendime acıma hisleri içinde kıvranıp duruyorum. Ölmek istiyorum ben. "