Benim sizin gözünüzdeki gerçekliğim, sizin bana verdiğiniz biçimden ibaret ama bu yalnızca sizin gerçekliğiniz, benim ki değil; diğer yandan sizin benim gözümdeki gerçekliğiniz, benim size verdiğim biçimden ibaret ama bu yalnızca benim gerçekliğim, sizin ki değil; ve benim için tek gerçeklik ise, benim kendime vermeyi başardığım biçimden ibaret.
Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok. Yok.