Deus Latincede Tanrı, İlah gibi anlamlara geliyor. Yazar insan türünün bilimsel adı Homo sapiens ile bir kelime oyunu yaparak Homo deus (tanrı insan) terimini türetiyor (sayfa 32-çevirmenin notu).
Önce insanlığın geldiği noktayı belirtmekle başlıyor kitaba. 21. yüzyılda insanlığın binlerce yıldır uğraştığı sorunların (kıtlık, salgın, savaş vs.) azaldığını, tarihin boşluk kabul etmediğini, gelecekte gündemimizde yeni meseleler olacağını söylüyor. Sonrada başlıyor ihtimalleri saymaya.
Hümanist inanç, özgürlük, birey, eşitlik gibi değerlerin bilim ve teklonojideki ortaya çıkan ve çıkacak olan gelişmeler tarafından tehdit edildiği ihtimaller bunlardan en korkunç olanları. Öyleki insan bunları okurken sinirlenmeden duramıyor ve keşkeler havada uçuşuyor; keşke başka bir zamanda yaşasaydım, keşke daha farklı bir iş alanında olsaydım, keşke zengin olsaydım, keşke cumhurbaşkanı olsaydım gibi. Kendimden örnek vereyim hukuk fakültesi 3. sınıf ögrencisiyim. Diyelim ki seneye mezun olunca avukat olmayı planlıyorum. Bu kitapta kalkmış diyor ki avukat robotlar geliyor, bunlar senin 16 senelik öğrencilik hayatında gıdım gıdım öğrenerek geldiğin noktaya sahip olduğu algoritmalarla tak diye gelicek, sen kitaplarda bilgi, kanun, içtihat vs. ararken bu yapay zekalı robot hepsini bildiği için hemen söyleyecek ve seninde, eğitimininde, mesleğininde bir değeri kalmayacak. Gelde moralini bozmadan, keşke demeden dur şimdi. (ama ben umutluyum ve ne olursa olsun yaşanacakları merak ediyorum. İnşallah yaşarım da o günleri görürüm. Yaşamak ölmekten çok daha güzel.)
Tabi illa kötü şeyler olacak değil, homo deus kitabın temel konusu olduğundan ölümsüzlük, sonsuz mutluluk, daha uzun ve kaliteli yaşam gibi ihtimallerden de bahsediliyor.
Bu arada kitaptaki konulara çok yakın konuların konuşulduğu ve