Kitaplarla varolus

Kitaplarla varolus
@YasoD
"Dayanamıyorum artık Theo, yaşamın ağırlığına daha fazla dayanamıyorum. Unutmaya çalışıyorum ama olmuyor. Kulağımdaki çığlıklara karşı koyamıyorum..." Vincent van Gogh
Dünyayı yoktan var eden bu Tanrı’yı yaratan bir başka Tanrı olsaydı, insanları böyle yarattığı için onu kendi cehenneminde yakardı. Elindeki muhteşem güce rağmen insanları böylesine hain, böylesine kötü, böylesine bencil, böylesine insafsız yaratmak kainatın en büyük günahıydı çünkü.
Sayfa 7
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Bir mevsimin insan ruhunda açıp kapadığı yaraların romanı: Yaz Bitince. Roman, küçük ve tutucu bir kasabada yaşayan Charity Royall adlı genç bir kadının özgürlük arayışı ve aşk yoluyla yaşadığı dönüşümü anlatır. Dağda doğmuş ve küçük yaşta kasabanın avukatı Mr. Royall tarafından evlatlık alınmış Charity, kendisini kasabasına da ailesine de ait hissetmez. Yazın gelişiyle kasabaya mimarlık çalışmaları yapmak üzere genç bir adam, Lucius Harney, gelir. Charity ile Harney arasında hem romantik hem de cinsel bir ilişki başlar, Charity için bu ilişki, ilk defa hayatın gerçekten başladığı andır. Ama yaz kısa, hayaller geçici… Mevsim dönerken Charity, hem aşkın acı gerçeğiyle hem de kendi kaderiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Bir genç kadının kendini bulma, kırılma ve yeniden ayağa kalkma hikâyesi. Kısa bir mevsimin, bir ömür boyu iz bırakabileceğini hatırlatan dokunaklı bir eser. Charity’nin hikâyesi, “Kim olmak istiyorum?” sorusuyla “Kim olmama izin veriliyor?” sorusunun zihnimizde yankılanmasını sağlıyor.
Yaz BitinceEdith Wharton · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018107 okunma
Puan vermedi
Su hatırlar, insan unutur… Gökyüzünde Nehirler Var, Antik Mezopotamya’dan Viktorya dönemi Londra’sına, oradan günümüz dünyasına uzanan hayatların, görünmez iplerle birbirine dokunuşunun hikayesi. Roman, Asur kralı Asurbanipal ile başlıyor. Ninova Kütüphanesi’nin ve medeniyetin ihtişamı aynı zamanda zalimliğin çıplak yüzü... 19. yüzyıl Londrası’nda Thames kıyısında doğan Arthur, fakirliği ve dışlanmışlığıyla sarsıcı bir karakter. Fakat keskin hafızası, hem kendi hayatını hem de kaybolmuş medeniyetlerin izlerini taşımasını sağlıyor. 2014 yılında Ezidi kızı Narin’in yaşadıkları ise kitabın en ağır, en dokunaklı kısmını oluşturuyor. IŞİD katliamı üzerinden anlatılan hikâye, okurken insanı hayli etkiliyor. Züleyha, 2018'in modern Londra’sında bir hidrolog olarak romanın bağlayıcı figürü. Fakat diğer karakterler kadar derin işlenmediği için biraz geri planda kalıyor. Su, romanda sadece bir doğa unsuru değil; hafızanın, acının ve umutların taşıyıcısı. Bunun yanında, tarihi eser sömürgeciliğine dair göndermeler kitabın düşündürücü yanlarından biri. Ancak gereksiz Osmanlı eleştirileri ve eşcinsellik teması pek de hoşuma gitmedi. Gökyüzünde Nehirler Var, hem tarihî hem kültürel hem de duygusal derinliği olan bir roman. Eğer biraz düşünmeyi, hissetmeyi seviyorsanız ve “roman”ın sadece bir hikaye anlatmak olmadığını biliyorsanız, bu kitap tam sizlik.
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,748 okunma
Tıpkı bir pencere camında yollarını yavaşça ve kararlılıkla çizerek sonunda birleşen iki yağmur damlası gibi, kaderinde buluşmak olanlar da görünmez bir iplikle bağlıdır birbirine.
Sayfa 221
"Gılgamış..." dedi tutsak. "Ölümü fethetmek istedi ve bu yüzden dünyanın sonuna kadar seyahat etti ama başaramadı. Ölümsüz olmanın tek yolunun gittikten sonra hatırlanmak olduğunu ve hatırlanmanın tek yolunun da geride iyi bir hikaye bırakmak olduğunu anlamadı...
Sayfa 28