Şimdi sen, yani ben, bu kadar düzensiz bir işleyişin içinden, bu atmosferi soluyarak gelmenin onulmaz savunmasına sığınıp içi boş bir kalıp olarak, içi boşlar arasında yaşamaya devam mı edeceksin, yoksa kendine yeni bir yol mu çizeceksin?
Zaman tuttuğumuzu kuşatır; tutmadıklarımızı ise geçmişe gömer. Bıraktıklarımızın, vazgeçtiklerimizin zararını telafiye zamanımız yok aslında. Çünkü zaman, her anıyla tutulması gereken nice güzel ve özel şeyleri sunuyor bize. Telafi için ayırdığımız zaman da ah ederek geçmişler kervanına katılıyor.
“Allah’ı gözet ki onu önünde bulasın. Geniş zamanında Allah’a kendini tanıt ki darlık zamanında O da seni tanısın. Şunu iyi bil ki takdirde başına gelmeyecek şey sana isabet etmez. Takdirde başına gelecek olan da sende hata etmez(sana ulaşır). İyi bil ki yardım ve zafer sabır ile rahatlık meşakkatle beraberdir. Her zorluğun yanında kolaylık vardır.(40 Hadis, Nevevi, 19)
Ruhsal sağlık ve mutluluğun en temel unsurlarından biri dikkatimizi Allah’a çevirmektir. Biz insanlar herhangi bir anda yalnızca tek bir yöne bakabiliriz. O anda kalbimizin baktığı şey, diğer tüm ilgilendiklerimizin önüne geçerek, en çok alakadar olduğumuz şey haline gelir. Odak noktamız insanlar ve onların ne düşündükleri, ne yapacakları ya da ne söyleyecekleri olduğunda çok acı çekeriz. Adeta bu düşüncenin esiri olur ve baskıcı davranmaya başlarız. Ama baskıcı davranıp zulmettiğimiz ilk kişi yine kendimizizdir. Başkalarının düşüncelerinin esiri olduğumuzda aslında kendimizi onlara esir etmiş oluruz.