"Gülene, ağlayana, sevene, dövene aldanana, aldatana, ekene toplayana herkese hak veriyorum. Her el açana istihkâkını dağıtan sen olduğun için, ey hesabı kitabı şaşmaz mizancı."
Nasıl güzel bir teslimiyet. Şaşılası, hayran olunası, imrenilesi. İyi ve güzel olan her ne varsa bu cümleyi ve anlayışı hak ediyor aslında. Her şeyden arınmış, olanla olmayana neden aramayı bırakmış, ne için,i nasılı, kiminlesini bir kenara bırakıp o dönen devrana hayran kalınmış bir anlayış. Hayatımızda ihtiyaç duyduğumuz yegâne şey bence bu olmalı. Yemek, su, hava kadar önemli; teslimiyet.
Hiçbir sevgiyle boy ölçüşemeyen bir sevgi değil midir şu cümleleri yazanın sevgisi? Sevmek de nasip işidir elbet. Şartsız,koşulsuz, sorgusuz teslim olabilmek, nasibi alabilmenin belki ilk adımı olabilir. Sorgulamamaktan kastım körü körüne değil; kalbin işi bu. Nasıl ki bazı hisleri sorgulamaz yaşarız, bu da öyledir. Anlamayanı da vardır, daha anlatmadan "bildim" diyeni de. Vel hasıl orası da nasiptir.
Gelelim bu cümlelerin sahibine ve nadide kitabına: Samiha Ayverdi'nin Hancı adlı nazım şiirlerinden oluşan bu eser, tasavvufi tarzda yazılmış olup, her gönlünüz karardığında açıp okuyabileceğiniz bir kitap. Kitabı okurken nasıl bu kadar güzel sevilebilir bizi Yaradan diye düşünmeden edemiyorsunuz. Yazılan her bir cümle sanki bir sevgiliye yazılmış gibi. Asıl sevgilinin kim olduğunu bize hatırlatırken, bakış açınızı o kadar değiştiriyor ki... Tekrar tekrar okumaktan ve cümleleri irdelemekten kendinizi alamıyorsunuz.
"Seni ararken kendimle buluşuyor, kendimi bulmak isterken seninle yüz yüze geliyorum" diyor yazar. İnsanın ne kadar Yaradan' la iç içe olduğunu bize öyle güzel aktarıyor ki, kitabı okurken asla yalnız olma asla yalnız olmadığınızı O' nun her daim yanınızda ve her nefesinizde içinizde