Günlerdir satır satır bu eseri okuyorum, oysa 124 Sayfa...Cümleler birbirinin içine bakan aynalar gibi, hem derinliğine yürek yetmiyor, hem de cümlelerden geçmek, ayrılmak hayli güç...
Her sayfayı
"Asıl akrabalık, ruh arkadaşlığıdır,insan, kendi manasını bulduğu kimsenin yakınıdır." diyen şahane ruhun,Hancı adlı kitabını okudum..Okumaya doyulmayacak,ruhumuza tercüman olacak bir eser..Bir Annenin,bir kadının ,bir kulun Rabbine sığınışı,yakarışını en güzel biçimde ifade ettigi bu eseri,arafta kalmışlara,biçârelere,yaratanına nasıl sesleneceğini bilmeyenlere,bilemeyenlere tavsiyemdir..
Okumaya doyum olmayacak , anlamadan , hissetmeden tek kelimesi dahi geçilemeyecek , zâhiren pek ince olduğu halde , insanı yüreğinden sımsıkı tutacak bir kitap...
Bu kitabı, inancını , duygusunu , mü'minliğini , edebiyatımızla buluşturan kıymetli Hanımefendi'nin Rabbine bir sığınışı , bir yakarışı , münacaatı , bir şiiri , olarak kabul etmek gerek...
Sâmiha Ayverdi Hanımefendi'nin herbiri birbirinden kıymetli eserlerine geç kalmışlığımın mahcubiyetiyle...
Merhaba kitapseverler,
Sâmiha Ayverdi'nin okuduğum ikinci kitabı Hancı'nın; içeriği tasavvufi yazılan serbest nazım şiirlerinden oluşuyor.Dili herkese hitap etmese de ben yazarın üslubunu çok seviyorum.Tasavvuf severlerin muhabbetle okuyacağı hacmi küçük,mânâsı derin bir kitap.Okuyacaklara şimdiden engin kavrayışlar dilerim.Kitaptan bir alıntıyla muhabbet üzere kalın.
“Hasret bir han,ben hancıyım. Hasret bir yol,ben yolcuyum.Hasret kalem bense yazı.Hasret mîzan,bense mahşer.
Hasret bir saz; ben bir nağme. Hasret çile; bense derviş. Hasret çarmıh;ben bir mahkum. Hasret kılıç, bense şehit.
Hasret derya,ben bir dalga... Yüzer yüzer yüzücüyüm.Hasret sırat, ben bir yolcu. Geçer,geçer geçiciyim..."
"Gülene, ağlayana, sevene, dövene aldanana, aldatana, ekene toplayana herkese hak veriyorum. Her el açana istihkâkını dağıtan sen olduğun için, ey hesabı kitabı şaşmaz mizancı."
Nasıl
Defalarca okunacak, muhteşem bir eser..
- "Kimsin diye sordular. - Bu dünyada işi bitenim! dedim. - Öyle de neden sefere çıkmazsın? dediler. - İşi bitmemiş olanlara yoldaşlık etmem murattır, dedim. - Senin için mürit diyenler de, murat diyenler de var, hangisisin sen? dediler. - İşte buna gülesim geldi yesriplim! - Kah müridin, kah muradın olduğumu onlara söyler miyim hiç?"
Okumalara doyamadım, okudum, okudum, yudum yudum.. Anlamadan, hissetmeden tek kelimesini geçmek istemedim. Bu cümleler kağıtta durduğu gibi durmuyor yürekte zira.
Bazı anlayamadığım sözler de var mutlaka, Sâmiha hanımı bilmesek elfaz-ı küfürden deriz. Ama o, Rabbisiyle öyle güzel anlaşıyor ki insan hayran kalıyor. Hele;
"Duâ edecektim, içimden bir ateş yükseldi, kelâmımı, merâmımı yakıp kül etti.
Bir ses duydum. Sen mi idin, yoksa ben mi?" diyor ki, başınızı ellerinizin arasına alın, düşünün, düşünebildiğiniz kadar.
Kitapta Samiha Ayverdi Hanım'ın gönül dunyasindan katreler bulacaksınız .
Bazı cümleler beni benden aldı diyebilirim .
Rabbim hanımefendinin gönül dunyasindan bize de nasip etsin .
Hancı. Sâmiha Ayverdi Hanımefendi'nin ilk okuduğum kitabı. Tahsil zamanlarımda belki okumuş olabilirim ama anımsayamadım. Fakat zihnimin derinlerinde hatırladığım bazı ânlar var. Doğma büyüme Fatihliyim, evlenip adresim değişene kadar da orada yaşadım. Fevzipaşa Caddesi üzerinde, Vezneciler istikametinde, yolun sağ tarafında kıymetli Sâmiha Hanım'ın evi bulunmaktadır. Önünden yüzlerce kez geçtim, desem mübalağa etmiş olmam sanırım. 1967 senesinden vefatına kadar bu evde yaşamış. Vefatı sonrası evi, Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı olarak kullanıma açılmış. Tabela okumayı çok seven biri olarak her geçişimde ismini okurdum. Ne yazık ki nasıl kıymetli bir yazar ve şahsiyet olduğunu bu yaşlarda idrak ediyorum. Hancı kitabına geri dönersek eğer, Allah' a olan aşkını, şiirsel bir dille, samimiyetle; zaman zaman içine ayna tutarak ve mahcubiyetle anlattığı bir eser. Hacim olarak küçük gözüküyor olsa da içindeki mânâ sayısız kitaba denk. Öyle okuyup geçilebilecek bir kitap asla değil. Kelime hânenize nicelerini ekliyorsunuz sayfalarında. Hele bazı cümleler var ki sizi sarsıp içine çekiyor. Söylenecek çok kelâm var fakat devamını okurken görün isterim. Hâlâ tanımayanlar/ tanışmayanlar için şiddetle tavsiyedir.
Okumama vesile olan kitap yorumu için @muhammedsafaulusoy Bey'e yeri gelmişken teşekkür etmek isterim.
#sâmihaayverdi
#hancı
Su gibi kana kana içilen bir eser. Bir insanın gönlü nasıl aşkla şevkle yanarmış ucundan bucağından şahit olmak bile insanın içini ısıtıyor. Nasip olsun, nasip olsun.
İçerisinde bulunduğumuz şu güzel zamanların hürmetine rahmet kanatlarının altına girmek nasip olsun, kirimiz pasımız pür u pak olsun. Günümüz gecemiz nur olsun.
Bu bereketten feyzden nurdan inşaallah bizler de nasiplenebilmişizdir. Dua buyrunuz.
İstifadeli olsun.
Sâmiha Ayverdi (d. 25 Kasım 1905, İstanbul - ö. 22 Mart 1993, İstanbul), Türk mütefekkir ve mutasavvıf yazar.
Roman, hikâye, hatırat, makale ve inceleme türünde yapıtlar verdi. Rifailik tarikatına bağlı idi.
Piyade Kaymakamı (Yarbay) İsmail Hakkı Bey ile Fatma Meliha Hanım’ın kızıdır. Mimar ve tarihçi yazar Ekrem Hakkı Ayverdi'nin kız kardeşidir. Şehzadebaşı semtinde doğan Samiha Ayverdi, Süleymaniye Kız Numune Mektebi'nde eğitim gördü; daha sonra özel derslerle eğitimini sürdürdü. Çok iyi derecede Fransızca öğrenerek tarih, tasavvuf, felsefe alanlarında kendini yetiştirdi.
Ayverdi, Kubbealtı Cemiyeti kurucu üyesidir. Ayrıca, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul ve Yahya Kemal Enstitülerinde faal üyeliklerde bulunmuş, 1966'da Türk Ev Kadınları Derneği'nin (Türk Kadınları Kültür Derneği) kuruluşuna önayak olmuş, 1970'te ağabeyi ile birlikte Kubbealtı Cemiyeti'nin kurulmasını sağlamıştır.
22 Mart 1993 tarihinde ölen Sâmiha Ayverdi'nin mezarı, İstanbul Zeytinburnu'ndaki Merkez Efendi Camii'nin bahçesindedir..
İstanbul'un Fatih ilçesinde Edirnekapı'dan Saraçhane'ye kadar uzanan Fevzipaşa caddesi ve Hırka-i Şerif Camii yakınındaki Koyun Baba Parkı'nda 1976 yılında ağaçlandırma çalışmaları yaptırdı.
Eserleri
Samiha Ayverdi, 1938'de ilk romanı Aşk Budur'u (Aşk Bu imiş) yayınladı. 1946'dan itibaren daha çok fikir ve tarih eserlerine ağırlık verdi.
Yapıtlarında, tarihi yoğun biçimde kullanmıştır. İnceleme yazıları ve romanları İstanbul üzerinedir. Tasavvuf düşüncesi ve tarih özellikle romanlarında canlanmış, Kenan Rifai'yi eserleri yoluyla okuyuculara tanıtmaya çalışmıştır.
"Batmayan Gün" ve "İnsan ve Şeytan" adlı romanları geçmişi arayışının ürünleridir. Geçmişe duyduğu özlemi en iyi yansıtan romanı 100 Temel Eser listesi'nde de yer alan İbrâhim Efendi Konağı'dır.
Kubbealtı Neşriyat tarafından Samiha Ayverdi Külliyatı adıyla çıkan kitapların sayısı 47 adettir.
Ödülleri
1978’de Türkiye Millî Kültür Vakfı Armağanı; 1984’te Millî Kültür Vakfı tarafından verilen Türk Millî Kültürüne Hizmet Şeref Armağanı; 1985'te Yeryüzünde Birkaç Adım isimli eseri nedeniyle Boğaziçi Yayınları tarafından Boğaziçi Başarı Ödülü almıştır . 26 Nisan 1986’da, Türk Edebiyat Vakfı tarafından kendisine "Millî Sanata Hizmetleri"nden ötürü bir plaket sunulmuştur. 1988 yılında yayınlanan “Hey Gidi Günler Hey” isimli eseri nedeniyle, Türkiye Yazarlar Birliği'nce kendisine Yılın Dil Ödülü verilmiştir. 1990'da Başbakanlık aile araştırma kurumu kendisine bir şükran plaketi sunmuştur. 1992 yılında Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği'nce (İLESAM) verilen Üstün Hizmet Ödülü'nü almıştır.
İstanbul, Fatih'te Vatan Caddesi üzerinde bulunan Vatan Anadolu Lisesi'nin ismi 2005 yılında değiştirilerek, Samiha Ayverdi Anadolu Lisesi yapılmıştır.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Sâmiha_Ayverdi