Serdar Yegül

Serdar Yegül
Bana akıl verme, sadece usul usul düşüncelerini söyle, zaten ben onun içinden alacağımı alırım.
Doğa bir cennet bahçesi mi?
Puan vermedi·144 syf.··
2026 11. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 16:48
Roman doğa-insan ilişkilerini düşündürüyor. Toplum içinde tamamen sınırlandırılmış, boğulmuş, kendini gerçekleştirememiş, psikolojik sorunlarla baş etmeye çalışan, özgüven gibi dezavantaja sahip bir kadın bedeni, doğaya gidince ne olur? Orada kurtuluş umudu var mıdır? Bu kadın bedeni, kültürden çıkıp, sosyal hayattan çıkıp doğanın içinde bir özgürleşme alanı bulabilir mi? Doğa bir cennet bahçesi mi yoksa kabus mu? Orada doğanın karanlıklarıyla ve vahşetiyle nasıl başa çıkılabilir ya da uyum sağlanabilir? Roman doğaya karşı mesafemizi ölçüyor. Kültürel ve sınıfsal kodlarımızın dışına çıktığımızda nasıl bir cinsellikle karşılaşıyoruz? Roman bizi feminizm ve gündelik hayat üzerine düşündürüyor.
Edebiyat
AyıMarian Engel · Harfa Yayınları · 2023145 okunma
Reklam
“Akşamlar”da Hikayeler
Puan vermedi·275 syf.··
2026 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 14:20
Rus köylülerinin ezelden beri yapageldikleri alışkanlıkları vardır: Güzün tarlalarda işleri biter bitmez, tüm kışı geçirmek üzere Rus ocaklarına çekilirler. Güz mevsiminde ortalık kararınca, sokağın sonunda bir yerlerde mutlaka bir ışık yanar, kahkaha sesleri, konuşmalar, gürültü ve patırtılar yükselir. Şarkılara balalayka ve keman sesleri eşlik eder. Köylüler bu yaşananlara “akşamlar” adını verirler. Bu akşamlarda Arıcı Sarı Panko ve Foma Grigoryeviç karakterleri hikâyeler anlatır. Saf köylüler, kurnaz tipler ve abartılı ama tanıdık karakterlerin yer aldığı hikâyelerde aşk, dedikodu ve gündelik ilişkiler anlatılır. Hikayelerin bir yerinde mutlaka, köy hayatının doğal bir parçası olarak cinler, şeytanlar, cadılar ve büyücüler devreye girer. Gogol öykülerini masalsı ve eğlenceli bir dille anlatır ve çoğu zaman gerçekçi ve anlamlı bir sonla bitirir. Öyküleri halk anlatıcılarından duyup yazdığını söyleyen Gogol, öykülerin yalnızca bir kurgu olmadığını, yaşayan sözlü kültürün bir parçası olduğunu ima eder.
Edebiyat
Dikanka Yakınlarında Bir Köyde AkşamlarNikolay Gogol · Everest Yayınları · 2013891 okunma
Modern insanın doğuşu
Puan vermedi·259 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 15:53
“Pasajlar” başlığını gördüğünüzde aklınıza bir metindeki paragraflar gelebilir. Ama değil! Günümüz AVM’lerinin öncüsü yapıları olan pasajlar kastediliyor. Pasajlar; iki bina arasında, üstü camekanla kaplı, bir yandan girişi diğer yandan ise başka bir mekana çıkışı olan geçiş yerleri olarak tarif ediliyor. Kitap, 19. yüzyıl Fransa’sında, Paris’inde geçiyor. Modern hayatın ve modern insanın nasıl ortaya çıktığı anlatılıyor. Şehir gezginleri ve modern kapitalizmin nasıl doğduğu anlatılıyor. Pasajlar, kapitalizmin vitrini olarak tasvir ediliyor. Pasajlar, düşüncelerin yönetildiği ve yönlendirildiği yerler olarak karşımıza çıkıyor. Tarihin parçalı olduğu, geçmişin bugünden yeniden okunması gerektiği anlatılıyor. Kitap, tarih üzerinden faşizmin eleştirisini yapıyor. Şehir büyüdükçe insanlar birbirine yabancılaşıyor. Fotoğraf, şehrin hareketli halini bir an durduruyor. Kitap bizi 1800’lü yıllara; Marx’ın, Baudelaire’nin, Balzac’ın, Poe’nin, Hugo’nun yaşadığı yıllara götürüyor. Bu yazarları, eserlerinin yanısıra, hayatlarıyla, çevreleri ve şartlarıyla kavramamızı sağlıyor. Walter Benjamin, pul biriktirir gibi, Baudelaire (okunuşu: botler) başta olmak üzere pek çok kişiden fikir biriktirmiş ve bunları sırasıyla “pasajlar” eserinde yer vermiş. Benjamin sistem düşünürü değil, sıçlamalarla anlatıyor. 1800’lerin başında sadece yatmadan yatmaya eve giden Fransız toplumu, pasajların açılması yoluyla daha da hareketleniyor. Paris’te bulvarların ve geniş caddelerin yapılması anlatılırken, Menderes döneminde İstanbul’un kavisli caddeleri yerine düz ve geniş Millet ve Vatan caddelerin yapılmasını hatırlanabilir. Kitabın ilk elli sayfasını okurken, metin Türkçe olmasına rağmen hiçbir şey anlayamadığım çok oldu. Bunun nedeni büyük ihtimalle yazarın, okurun Fransız edebiyatının tüm
Edebiyat
PasajlarWalter Benjamin · Yapı Kredi Yayınları · 2013370 okunma
Toplumdan Taşmak
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 10:19
Romanı okumaya başladığınızda roman size açık gelebilir ve romanı bir kenara bırakmak isteyebilirsiniz. Ama durun! Anlatılan konuyu lütfen sembolik olarak görün o zaman romanın konusu biraz daha anlam kazanacak ve romanda ilerledikçe roman sizi içine alacaktır. Romanın konusuna gelecek olursak, Dişi Domuz romanında bir güzellik salonunda genç, güzel ve erkekler tarafından arzulanan anlatıcı kadının, patronunun yönlendirmesiyle kendini erkeklere sunmasıyla başlar. Anlatıcı başlangıçta bu düzenin doğal olduğunu düşünür ve rahatsızlık duymaz. Kilo alan, kıllanan ve kokusu değişen anlatıcı kadın, bir anda “arzulanan” kadın olmaktan çıkar. Toplumun çizdiği sınırların dışına çıkan / taşan bu beden artık kabul edilemez. Anlatıcı işinden kovulur, sosyal çevresinden kopar ve giderek toplum dışına itilir. Anlatıcı sonunda hayvanlar dünyasına yönelir ve ağırlıklı olarak bir domuz gibi davranmaya başlar. İnsan bedeninin sınırları aşılmış, toplumsal düzenin ölçüleri geçilmiş ve “kova taşmıştır.” Roman, Han Kang’ın Vejetaryen romanıyla aynı kalıpta (pattern) yazıldığı düşünülebilir. Dişi Roman anlatıcısı, Vejetaryen romanında olduğu gibi toplumdan uzaklaşmaz; tam tersine toplumdan taşar; toplumun ölçülerine uyamaz ve toplum onu “insan”lıktan çıkarır. Romanı sembollerle, simgelerle ve metaforlarla okuduğunuzda güçlü ve güzel bir roman olduğunu düşünüyorum. Sevgi ve saygılarımla.
Edebiyat
Dişi DomuzMarie Darrieussecq · Sel Yayınları · 2023370 okunma
Mahvolmuş İnsanların Daha Da Mahvoluşu
Puan vermedi·240 syf.··
2026 7. kitabı
·
118 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 22:01
* Roman, erken Cumhuriyet döneminde sanayileşmenin aile yapısını nasıl etkilediği, nasıl değiştirdiği, olumsuz duyguların bir aileyi ve kitleleri nasıl ele geçirdiğini anlatıyor. * Roman Zonguldak’ta geçiyor. Dağlar denize paralel. Taş kömürü çıkarılıyor ve yakılıyor. Havası kasvetli. Atmosfer çok ağır. * Taş kömürü ocaklarında sınıfsal ayrım var. Mühendisler farklı mahallede, işçiler farklı mahallede yaşıyor. * Ana karakterler ve yan karakterler hep olumsuz, olaylara yaklaşımları ve yönlendirişleri de hep olumsuz. * Cinsel gerginliği romanda sürekli hissediyorsunuz. * Romanda ebeveynlerin evlatlarını sevmelerinde bir denge tutturmamaları ve evlatlar arasında ayrım yapılmaları hayati sonuçlar doğuruyor. * Halit’i önceleyen, Seniha’yı görmezden gelen ebeveynler. Halit’in uğruna feda edilen Seniha. * Romanda hayat sadece güzeller, varlıklılar, makam sahibi insanlar için var düşüncesi hissediliyor. * Seniha’nın kıskanması bir sonuç, bu kıskançlığın sebebi ise, ebeveynlerinin abi ve kardeşe dengeli ve adaletli davranmaması. * Her insana yaşının gerektirdiği ilgiyi göstermek gerekiyor. Gösterilmezse ileride sorunlar çıkıyor sonucunu çıkarıyorum. * Ebeveynin evlatları arasında vaktiyle kurmadığı denge, ileri yaşlarda kardeşler arasında öç almaya kadar gidebiliyor. * 1937 yılında tefrika edilmiş, oldukça akıcı ve hiç rahatsız etmeyen bir dil.
Edebiyat
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Everest Yayınları · 20253,342 okunma
Reklam