DENİZ: SAFLIK, TAMLIK
Iris Murdoch, Deniz Deniz romanında Charles’ın kaleminden Charles’ın yaşamını anlatır. Biz okurlar da, Charles’ın yazdıklarını doğru kabul ederek okuruz. Oysa Charles’ın düşünceleri yazıya geçerken değişmekte ve bir kurmaca halini almaktadır.
Dahası Charles, yaşamöyküsü formunda başladığı kurmacaya, romanın ilerleyen bölümlerinde, romanımsı bir hatırat formunda devam etmek zorunda kalır. Çünkü kendisi kabul etmese de, Charles’ın gerçekliği değişmektedir.
Charles’ın gerçekliğinin değiştiğine bir başka örnek ise, romanın ilk bölümlerinde Charles’ın Hartley’den sonra evlenmeyişinin nedenini ona duyduğu aşk olarak açıklaması, romanın son bölümünde ise evlenmeyişinin nedenini akıl hocası Clement’in yönlendirmesi olarak açıklamasıdır.
Romanda gerçeklik değişiminin altını sürekli çizen Iris Murdoch, Charles üzerinden biz okurlara sanki, “insan zihni gerçeklik alanını sürekli değiştirirken, saf aşk ya da iyi insan kalmak mümkün müdür?” diye sorar.
Yazarın yukarıdaki sorusunu romandaki “deniz” simgesi üzerinden soracak olursak; “deniz” simgesi romanda, bahtiyar hissettiren, mutluluk veren ve sevindirici olan yer, umudun ve coşkunun tadı (s. 272), erişilmez özgürlüğün imgesi (s. 278), nefret ve kıskançlıkların boşaltıldığı yer (s. 411) ve bütün düğümlerin çözüldüğü yer (s. 489) olarak ifade edilmektedir.
Tam da bu noktada, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanlarında “deniz” simgesine “tamlık” anlamı verdiğini hatırlatmak faydalı olabilir.
O zaman Murdoch’un sorusunu, “deniz”e verilen tamlık anlamı ile soralım: “İnsan zihni gerçeklik alanını sürekli değiştirirken, tamlık ya da tam kalabilmek mümkün müdür?”
İster saf insan, ister tam insan, ister iyi insan ve isterse “deniz” insan diyelim, gerçeklik alanı sürekli değişirken, insanın saf/tam/iyi kalması