Dostoyevski, Suç ve Ceza romanında, Raskolnikov isimli başkarakterin yaşayışı ve psikolojisi üzerinden, Avrupa’dan Rusya’ya yayılan ve radikal aydınların yakalandığı; “egonun bütün ahlak yasalarının üstünde olması ve bencillik” hastalığına yakalandığını anlatır.
Bu hastalığına yakalanan Raskolnikov gibi radikal aydınlar, kendilerini bilginin ve kendini tanımanın doruklarında görürler. Kendilerini entellektüel sanır ve doğruyu tam olarak avuçlarının içinde tuttuklarına inanırlar. Kararlarının, bilimsel araştırma sonuçlarının ve ahlak anlayış ve inançlarının doğruluğuna kalpten inanırlar.
Bu tip aydınların hepsi doğruyu yalnızca kendilerinin bildiğine inanır ve başkalarına ah vah ederler. Bencilliğe dayanan ve kendi kendilerini tanrılaştırmaya varan bu tür hastalık onları, “ahlaksal görüşleri”ni korumaya ve görüşleri ile başkalarını aydınlatmaya iter.
Onların bu yaklaşımları, toplumda, birlikte karar verme özelliğinin çözülmesine ve toplumsal kaosun oluşmasına neden olur.
Dostoyevski Suç ve Ceza romanında Raskolnikov karakteriyle en yüksek noktasına ulaşmış bir bencillikle, toplumun yararına herhangi bir iş yapılamayacağını göstermeye çalıştığı söylenebilir.
Başarısızlığa uğradı mı, her şey aptalcadır! Ben yaptığım bu aptallıkla kendime bağımsızlık kazandırmak, ilk adımımı atmak, gerekli araçları edinmek istemiştim… Sonuçta sağlanacak yarar, bütün bu aptallıkları silip süpürecekti!.. Ama daha ilk adımda tökezledim, çünkü ben bir alçağım! Bütün sorun burada! Ama yine de sizin görüşlerinize katılmıyorum: Başarabilseydim, bana da taç giydireceklerdi! Şimdiyse, kapana sıkıştım!…
Sayfa 649 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Bu tür insanlardan kimileri için “çile çekmek” ne demektir bilir misiniz Rodion Romanoviç? Herhangi biri adına ya da herhangi bir şey için değil, yalnız “çile çekmek gerektiği için” çile çekerler. Çile çekmek iyi bir şeydir onlar için, hele bu çile devletten kaynaklanıyorsa, büsbütün iyidir.
Sayfa 568 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu