Dedim: "Yâr mısın, yara mı?"
Dedi: "Vuslat gözüyle bakarsan yâr,
Hasret gözüyle bakarsan yara...
Seviyorsan bakma zarara kâra!"
Dedi: "Ey yâr! Heybende ne var?"
Dedim: "Biraz hüzün, biraz da vefa!.."
Dedi: "Hüznü bize bırak, vefa sende kalsın!"
Dedim: "Hüznü bırakırsam vefasızlık olur!"
Dedi: "Cefası olmayan vefa bize yük olur!"
Dedim: "Geleyim mi ey yar?"
Dedi: "Gelirsen sevda biter!"
"Sen gel!" dedim.
Dedi: "Gelirsem vuslat biter!"
Ve ekledi: "Aşk, sevgilinin yokluğuna talip olmaktır!"
Dedim: "Vuslat ne zaman?"
Dedi: "Hasreti vuslata tercih edenlerdenim!"
Dedim: "Hasret, vuslat için çekilir!"
Dedi: "Menfaatsiz sevenlerdenim!"
Bol katıkla hapsettiğin hücreye,
"Aşka diyet eza” dedin, katlandım.
Çok zorlandım nefes alıp-verirken,
Bu da sana ceza dedin, katlandım.
Çektiğim ezayı lütuf saymışım,
Verdiğin cezayı atıf saymışım,
Her nazını daha latif saymışım,
"Kader" dedin, "kaza" dedin, katlandım
Gönül toprağımda eski sılan var.
...
Unutma, uğruna gülce solan var.
...
Bu hasretlik böyle sürüp giderse,
Bedelini deli yürek öderse;
Kader bizi bu üslûpla güderse
Bilirim ki yanlış kapı çalan var.