Beni Kör Kuyularda/Hasan Ali Toptaş
Daha önce ’’ Ben Bir Gürgen Dalıyım ’’ isimli eserinin incelemesini yaptığım Hasan Ali Toptaş’ın yeni kitabı olan ‘’Beni Kör Kuyularda ‘’ isimli eserini elimden geldiğince yalın anlatmaya çalışacağım çünkü eser çok hassas bir konuya değinmiş. Yazar, bu eserinde insanlıktan nasibini almamış insanoğlundan bahsediyor. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın dört mısradan oluşan şiirinin ilk cümlesidir Beni Kör Kuyularda. İsmin derinliği ve galiba şiirin de etkisiyle kitabı elime aldığım ilk anda bunun modern bir masal olması için dua ettim, diyebilirim. Çünkü Hasan Ali Toptaş’ın betimleme denizinde çok sık rastladığım bu yumuşak dalgaların insana huzur verirken insanı düşünmeye zorlamasını ve kitabın derin bir iç çekiş ile son bulmasını seviyorum.
Kitabın ilk sayfasında Güldiyar’la tanışıyorsunuz. Güldiyar'ın evden babasına sefer tası ile yemek götürmesiyle annesinin onu gönderirken söylediği şu sözler ise bize kitapla ilgili ipuçları veriyor.
"Git ama dikkatli ol, tamam mı? Televizyon haberlerinde görüyorsun, her gün oğlan çocukları, kız çocukları kayboluyor. Sonra da tecavüze uğrayan bu körpecik çocukların parçalanmış cesetleri bulunuyor sağda solda. Ayrıca, biliyorsun, insanların gözleri önünde her Allah’ın günü kadınlar öldürülüyor. Bu yüzden diyorum dikkatli ol diye.”
Güldiyar geri dönmüştür dönmesine ama artık ne konuşuyor ne de yemek yiyordur. Annesi Güldiyar’ı korkuyla soru yağmuruna tutar. Güldiyar’ın oturduğu minderin yanı başına döktüğü gözyaşlarının taşa dönüşmesini gören annesi korku ve şaşkınlıkla ne yapacağını bilmeyerek dışarı atar kendini. Yan komşusuna olayı anlatır ve kırsal bir bölgede yaşayan bu ailenin başına gelen taştan gözyaşları hızlı bir şekilde kulaktan kulağa yayılır. Bir anda meraklı gözlerin esirine dönüşen Güldiyar