“Hakikatin yalnızlaştırdığı hür ruhlara…”
Vel asr/Kaleme ve yazdıklarına ant olsun
Ölümle ödüllü/Müebbete yolcu
Ümitvar/Yaşıyoruz sessizce
Zaman dönedursun o güne hasret...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kant’ın aklı da kendini buyurgan bir sesle duyurur. Ahlak, duyusal eğilimlere ve saadete karşı ahlak yasasına, “aklın sesine”, “ dinsiz imansızları bile titreten” “göksel sese” tamamen teslim olmakta yatar.
Heidegger’de ise aklın sesinin yerini,Dasein’ı, “asli kendi oluş imkanını” kavramaya çağıran “ vicdanın sesi “ alır.
Bünyeyi hasta eden şey, mahrumiyet ve yasaklama değil,aşırı iletişim ve aşırı tüketim;bastırma ve olumsuzlama değil,her şeye izin verme ve her şeyi olumlamadır.
Zamanımızın patolojik alameti bastırma değil,depresyondur.
Aynının terörü bugün hayatın her alanına tesir etmektedir. İnsan hiçbir deneyim yaşamadan her yere seyahat eder. Bir kavrayışa ulaşmadan her şey hakkında malumat edinir.
Bilgiye erişmeden enformasyon ve veri biriktirir. Serüven ve heyecan peşinde koşar ama hep aynının içinde kalır.
İnternette arkadaş veya takipçi toplar ama asla bir başkasıyla karşılaşmaz.
Sosyal medya, toplumsalın mutlak sıfır derecesini temsil eder.