Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabıdır, diyebilirim.
Kitabı bitirdikten sonra - fevkalade etkilenmiş olmalıyımki- Yaşar Kemal'i neden daha önce okumadığımı sorguladım.
Bir solukta okumalık kitaplardan biri oldu benim için.
Kitap, Gülbahar ile Ahmet'in uğruna nice bedeller ödeyerek, nice engelleri aşarak sürdürmek istedikleri ancak yolun sonunda mutsuz ve şaşırtıcı sonla biten efsanevi aşk hikayesini ,gelenek göreneklerin ışığında anlatıyor.
Bu hikâye ,Ağrı'nın eteklerinde, Beyazıt'ta(Doğubeyazıt) geçiyor.
Hikaye,bir dağcı, köylü olan Ahmet'in bir sebeple Mahmut Han tarafından sarayında esir tutulmasıyla ve Mahmut Han'ın güzel kızı, Gülbahar'ın Ahmet'i görüp ona abayı yakması etrafında şekilleniyor.
Yaşar Kemal bu hikâyeyi, eşsiz, şahane üslubuyla,Doğu'nun kültürüne has motiflerle,mitlerle, efsanelerle,halk hikâyeleriyle,halk deyişleriyle harmanlayarak anlatıyor. Kitapta ,sesini duymadan gönülde hissettiğiniz billurvanların,dengbejlerin ağıtlarıyla,türküleriyle huzur bulacaksınız.
Mutlulukla, sevgiyle,başlanan aşkların,sona gelindiğinde mutlu olunmadığını,bu şekilde bitmediğini, şaşırtıcı ve acıklı bir şekilde son bulduğunu,sevenlerin ayrıldığını yahut ayrılmaya mecbur kaldığını göreceksiniz. Anlatıldığı coğrafyadan tutun hikayeye kadar kendime dair çok şey buldum. Eminim her okuyucu kendine dair dolaylı da olsa bir şeyler bulacaktır.
❝ Her şey,her şey bitmişti... Her şey. Bu korkunç acıyı ta yüreğinde duydu. Dayanamazdı. Şimdi ne yapacaktı? Nereye gidecek,kime sığınacaktı? ❞
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.