Evladım!
İlim öğrenip güzel bir söz işittiğinde, onunla amel et. Bilip de amel etmeyenlerden olma.
Yavrum, âlimin kurtuluşu amel etmesine, felakete * uğraması da ameli terk etmesine bağlıdır.
Hadis-i şerifte,
إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَالِمٌ لَمْ يَنْفَعْهُ اللَّهُ بِعِلْمِهِ
"Kıyamet gününde insanlardan en şiddetli azaba uğrayacak olan, ilmiyle Allah'ın kendisini faydalandırmadığı âlimdir." buyurulmuştur. (Taberânî, İbn Adiyy, İbn Mâce)
Vakitlerini oyunlarla, çalgı aletlerini dinlemekle, maskaraların sözleriyle zâyi etme. Sevinmeyi terk et. Dünyada sürür duymak delilik, mahzun oluş da akılsızlıktır. Orada ebedî kalmak muhaldir. Ona eğilmek bilgisizlik ve sapıklıktır.
Yavrum!
Senden önce gelip geçmiş olan nebi ve resûllerin, cebabire (kibirlenenler) ve padişahların hâllerini düşün. Onlar da ölmüşler, sanki bu âleme hiç gelmemiş-ler gibidir. Onlar geçip gitmiş, bizler de gideceğiz.
Salih kişilerin sınıfında haşrolunup onların fırkası-na katılabilmen için yollarında yürü. Çünkü onlar şu âyette kendilerine işaret olunanlardır:
... أُولَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
"İşte onlar Allah fırkasıdır. Gözünüzü açın ki Allah fır-kası (mensupları) umduklarına erenlerin ta kendileridir." (Mücadele, 58/22)