Oysa acı çeken insanları, hayatta, kulis arkalarında olup biten korkunç şeyleri görmüyor, duymuyoruz. Her şey sessiz ve sakin; ortada sadece dilsiz istatistiklerin protestosu var: Şu kadar insan aklını oynattı, şu kadar litre içki içildi, yetersiz beslenmeden şu kadar çocuk öldü vb...
"İnsanların nasıl yalan söylediklerini görür, işitirsin!.. Bu yalanları yuttuğun için de sana budala derler... Hakarete, horlanmaya katlanmak, namuslu, özgür insanlardan yana olduğunu açıkça söyleyememek, gülümsemek, yalan söylemek zorunda kalmak; bütün bunları da bir lokma ekmek, sıcak bir köşe, küçücük bir memurluk hatırı için yapmak... Hayır, hayır, artık böyle daha fazla yaşanamaz!.."
Evet, hakiki terakki ise insana verilen kalp, sır, ruh, akıl hattâ hayal ve sair kuvvelerin hayat-ı ebediyeye yüzlerini çevirerek her biri kendine lâyık hususi bir vazife-i ubudiyet ile meşgul olmaktadır.
Sözler
Kitap İmam Şafii'nin fıkıh âlimi kişiliğinin yanı sıra şair kişiliğinin de son derece kuvvetli olduğunu kanıtlar nitelikte. Çeviri şiir okurken tedirgin olmama rağmen kıymetli yazar A. Ali Ural bu işi kusursuz üstlenmiş durumda. Özellikle şiirin haram/helal boyutu tartışmasının gündemde olduğu bugünlerde böyle bir kitaba denk gelmek umutlarımı yeşertti.