Bildiğiniz gibi, savaş ve çarpışma demek, iki ulusun, yalnız iki ordunun değil, iki ulusun bütün varlık ve olanaklarıyla, bütün maddi ve manevi güçleriyle birbiriyle karşı karşıya gelmesi ve birbiriyle vuruşması demektir. Dolayısıyla, bütün Türk ulusunu, cephede bulunan ordu kadar, düşünce, duygu ve hareket olarak savaşla ilgilendirmeliydim. Bütün ulus bireyleri, sadece düşman karşısında bulunanlar değil, köyde, evinde, tarlasında bulunan herkes silahla vuruşan savaşçı gibi kendini görevli sayarak bütün varlığını yalnız savaşa adayacaktı. Bütün maddi ve manevi varlığını yalnız vatan savunmasına adamakta ağır davranan ve titizlik göstermeyen uluslar, savaş ve çarpışmayı gerçekten göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılamazlar.