"İnsanının olağan görevi, yılın dört mevsimini yaşamak, yani yaşamanın dört çağını fazla atlayıp zıplamadan yaşamak, yaşam kadehini son güne kadar tek damlasını boşa dökmeden içmek, şiiri tutuşturmaması için ateşini fırtınalı yangınlardan koruyarak ağır ağır yanmasını sağlamaktır."
Kendini taşkınlıklardan geri tutması; doğal ve özgür ruhsal durumunun sınırlarını aşmaması yüzünden serzenişte bulunurlardı ona; öte yandan kimi zaman da, kendini batağa atan, kendisinin de, başkalarının da hayatını perişan eden birileri imrenerek, şaşırarak göklere çıkarırdı onu.
Yapmacık çiçeklerle ustaca örtülmüş bir yalana kandığında, kalbi hızlı çarpmaya başlamış olsa da, yere düşmeden ondan uzaklaştığı için kendi kendine sitem etmez; alnında soğuk ter damlacıkları birikmediğine, kalbine kan dolmadığına, daha sonra hayatının üzerine uzun süre kara gölgeler çökmediğine pek sevinirdi.