Daha çok da acısına, sırf her acısının suçunu kendinde bulduğu için sabırla katlanır, onu paltosunu çıkarıp başkasının askısına asar gibi üzerinden atmazdı. Sevincinin hazzını, yol kenarından kopardığı bir çiçeğin, elinde solana dek ona tattırdığı hazzı tadar gibi tadar, sonra atardı. Yani, her zevk kadehinin dibindeki acı damlayı içmezdi.
Ve hiç istemese de evde kalıyordu İlya; limonlukta yetiştirilen bir sıcak ülke bitkisi gibi yetişiyordu orada, camekân altında büyüyen bir bitki gibi ağır ağır, cansız gelişiyordu. Dışa vurulmak, harcanmak istenen güçleri içe dönüyor, orada soluyor, köreliyordu.