Reyhan Agcihan 62

Reyhan Agcihan 62
@Yeya
21 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Anneler Günü
Şimdi bu söylemlerin mimarı anlayışı İle bugün anneler günümüzü kutlayacağız. Anneliği kutsayacak, ayaklarının altına sözde cennet serecek, anneliği mutfağa kilitleyip kadınlığı dışında bırakacaklar, hor görecekler. Annelerin bir derdi mutfakta yumurtayı kolay çırpmak, koluna bilezik takmak, güzel bir parfüm sıkmakmış gibi, bütün markalar “Annenize bunu alın” diye reklam veriyorlar.O yüzden bugün, o dört duvar içine hapsetmeye çalıştıkları annelik kavramına inat, kavgalarıyla duvarları yıkan annelerin gününü kutlamak isterim. - Onlar yuhaladıkça devleşen Gülsüm Elvan ın - Oğlunun adını haykırarak boğaz köprüsünü koşan Emel Korkmaz ın - Kollarında can veren kızının cesedini kokmasın diye üç gün derin dondurucuda saklayan ve yine de barış diyebilen Emine Çağırga nın - Cezaevlerinde yavrusuna hasret kalan siyasi hükümlü annelerin - Tek suçu çocuklar ölmesin diyen kucağında bebeğiyle cezaevine giren Ayşe öğretmenin - Her cumartesi evlatlarının peşinde olan Cumartesi Annelerinin Anneler günü kutlu olsun. İnsanları katliama çağıran müsveddelerle değil, annelik sizlerle gerçek. Anne olarak son sözüm: Bize bir şey almayın, bizim ihtiyacımız tek: Çocuklarımıza sağ, selamet, özgür ve aydınlık bir gelecek. Günümüz kutlu olsun, katiller öfkemizde boğulacak. Özgür dünya kavgamızda yeşerecek.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Anneler Günü
Bugün nostalji yapıyorum, fotoğraflara bakıyorum.İlk oğlumu 19 sene önce, ikinci oğlumu 8 sene önce kucağıma aldım.İnsan anne olunca öyle bir döngüye giriyor ki ; uykusuz, yorgun, ne zaman emzirdin , ne zaman altını aldın, çiş miydi , kaka mıydı illaki karışmasın diye bir defter tutuyor.O defterlere yıllar sonra baktığımda anladım; ilk iki senelerinde birkaç kere 3 saat deliksiz uyumuşum, gerisi 45 dakika, 1 saatlik setler halinde. Başlarda defalarca halüsinasyon gördüm uykusuzluktan.Bir gün oğlum 5 yaşında anaokulundayken aradılar , düşmüş ve çenesi yarılmış, oluk oluk kan akıyor, onu alıp hastaneye götürdüm , çenesine dikiş atılırken kafasını tutuyordum.Şu an yazarken bile içim kötü oluyor. Anne olduğumdan beri fiziksel ve manevi sınırlarımla bir kavga halindeyim. Annelik kazanıyor ekseriyetle, dayanıyor insan en yapamam sandığı şeylere bile.İlkokulda büyük oğlumun ayak bileği kırıldığında hastanede ilgilenmeyen doktorla kavga ettim, onu ezen mahallede ki büyük çocuklarla kavga ettim, yaşlarına bakmadan kota doldurmak için röntgen, MR, tomografi dayayan sağlık sistemiyle kavga ettim, oğluma haksızlık yapan öğretmeniyle kavga ettim , eğitim sistemiyle kavga ettim, kitapları ellemesine izin vermeyen kitapçıyla, saçlarına , kıyafetine ahkam kesen insanlarla, golünü vermeyen hakemle , okula götürdüğü kartlarına el koyan müdüre hanımla , gerektiğinde babalarıyla kavga ettim. Kendi tecrübemden şunu öğrendim: Annelik, insanın direnç sınırlarını aşmasını sağlayan, olmazları olduran bir ruh hali, kolları sıvayıp ardına bakmadan girdiğin bir kavga. Ve biyolojik bir mefhum da değil. Araba çarpan sokak kedisi kucağında, tedavi etmeyi reddeden veterinerle kavgaya girende gördüm, Sırtındaki kabanı çıkarıp sokakta yatan evsize sessizce örtende gördüm.Aç sokak çocuklarını kucağına
insan hayattayken de 'ölebilirdi'
Sayfa 255·Kitabı okuyor
Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum ; tek istediğim , yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak....
Sayfa 237·Kitabı okuyor
Ona ne oldu bilmiyorum, herhalde ışığını kocası söndürdü.Yorgun , ölü ve bunu bilmiyor.
Sayfa 195·Kitabı okuyor