Yağmur Yıldırım

Güneş batmayan ülkenin, kara doğum lekesi.
Puan vermedi·344 syf.··
2021 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2021 10:32
Güneş batmayan ülkenin, kara doğum lekesi. Kelimeleri dile getiremiyorum, kitabımın başına ve sonuna karar veremiyorum, söylemek istediğim çok şey var beni anlamanızı istediğim çok şey var fakat bir türlü sizi konunun içine çekemiyorum. Bari bir aşk hikâyesi sıkıştırayım araya belki daha kolay anlatabilirim. Yok hala olmadı o zaman birde ihanet olsun… Benim görüşüme göre yazarımız aynen bu şekilde, kitabı yazarken sıkılıp bunalıp bir türlü dile getirememiş romanı. 1933 yılında yayımlanan “Paris ve Londra’da Beş Parasız” kitabını kurgu dışı olarak değerlendirirsek “Burma Günleri” yazarımızın ilk romanıdır. Acemilik zamanlarında ele almaya çalıştığı konu o kadar doluydu ki bir kıvılcım yansa 1984 ve Hayvan Çiftliği’nin yanında yer alabilirdi. Ben yine de çok sevdim romanı. George Orwell (Eric Arthur Blair) en değer verdiğim yazarlardan biridir ve böylesine dolu dolu yaşamış bir yazarın ilk eserlerini okumak, 1984 gibi bir başyapıtı yazmadan önce neler yazdığına şahit olmak benim için muazzam bir duyguydu. Okuduğum 4. Kitabı oldu ve yıl sonuna kadar mutlaka bütün eserlerini okumak istiyorum nede olsa telif hakkının kalkmasıyla ülke genelinde George Orwell rüzgarları esiyor (!). Kitabı daha iyi anlamak için Orwell’in 1922 yılında Hindistan İmparatorluk Polisi’ne katılmak için Burma’ya (Myanmar) gittiğini ve orda yerli halkın zulmünü birinci gözden gördüğünü bilmemizde yarar var. Daha sonrasında orda tanık olduklarını kaleme almak istemiş. O zamanlar Hindistan İngiltere sömürgesi altındaydı. Dönemin sömürge altındaki Hindistan’ı bugünün Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Myanmar (Burma) ülkelerini kapsamaktaydı. Bir başkasının evine gidip sen bana burada hizmet edeceksin, ben senin efendinim demeyi normal bulamayız fakat o zamanlar İngiltere güneşin batmasına izin vermeden
Burma GünleriGeorge Orwell · Can Yayınları · 20244,078 okunma
Reklam
8/10
·248 syf.··
2021 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 14:51
Bütün berduşların ayyaş pislikler olduklarını asla düşünmeyeceğim, işsiz bir adamın yorgun olmasına şaşırmayacağım, sokakta dağıtılan el ilanlarını geri çevirmeyeceğim, şık bir lokantada keyifle yemek yemeyeceğim. Bu da bir başlangıç. George Orwell’in Hayvan Çiftliği ve 1984 isimli romanlarını okuduktan sonra bütün eserlerini okumaya karar verdim ve 3. Kitabım bu kitap oldu. 1933 yılında yazmış olduğu romanın otobiyografik bir nitelik taşıdığı söyleniyor. Ayrıca yanlış bilmiyorsam yazarın ilk romanı. Gerçek anlamda beş parasız kalmayı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Herkesin korkusudur beş parasız kalmak, bunun gerçekten neler hissettireceğini insana neler yaptıracağını okuyabilirsiniz bu kitapta. “Beş parasız kalmaktan o kadar çok bahsetmiştiniz ki; eh, işte beş parasız kaldınız ve hala ayaktasınız.” Bu kitap hakkında ne yazılırsa yazılsın bence Spoiler niteliği taşımayacak çünkü bir beklentiyle okumayacaksınız, fakat isterseniz yazımı okumaya devam etmeyin. Olay Paris’te başlamaktadır ve daha sonrasında Londra’da devam etmektedir. Paris’te işsiz kaldığını birinci ağızdan anlatan kahramanımızla başlıyoruz romana (çok büyük ihtimalle kendi hayatından bahsediyor). Otel ve restoran mutfaklarında, kendi deyimiyle en alt sınıftaki insanların çalıştığı yerlerde türlü türlü iğrenç muamelelere maruz kalmış, sonrasında daha iyi bir iş umuduyla Londra’ya gitmiştir fakat orada daha kötü şartlar altında bulmuştur kendini. Hapishaneden farkı olmayan fıçılarda kalmıştır, farklı berduşların hayatlarına tanıklık etmiştir. Kitabın sonlarında bulaşıkları yıkadıktan sonra yemek artıklarının israf ederek çöpe atması isteniyor fakat dışarıda 50 kadar berduş yarı aç halde oturuyordu. Bunu aletleri olmadığı için sokağa düşmüş bir marangoza anlattığında adam sinirlenerek “Öyle yapmak
Paris ve Londra'da Beş ParasızGeorge Orwell · Can Yayınları · 20248bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 20:01
Stevenson İngilizce'ye yeni bir deyim kazandırmıştır. Ahlaksal ve ruhsal bakımdan büyük değişkenlikler gösteren kimseler için kullanılan "Jekyll ve Hyde" deyimini. Hiçbir insan tamamen iyi veya kötü değildir. Kitabın konusu muhteşemdi birçok gizli veya apaçık verilmiş mesajlar sığdırılmıştı bu kadar kısacık bir kitaba. Genel olarak iyi (güzel) ve kötünün (çirkin) savaşı olarak özetlenebilir. Kitapta iki farklı ruh hali aynı bedende fakat farklı şekillerde yaşıyor. Çok fazla ayrıntıya gerek yok kısa bir kitap zaten okuyun okutun derim.
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma
9/10
·56 syf.··
2021 17. kitabı
Kitap, yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi tahlil paragrafları yönünden çok zengindir ve karakterlerinin psikolojik durumları ustalıkla işlenmiştir. Zweig hümanist karakterini bu eserine de yansıtmıştır. Kitapta üç farklı öykü yer alıyor fakat ben kitabın ismini veren ilk öyküye değinmek istiyorum. Öykü 1927 yılında yazılmış, Stefan Zweig’in yaşadığı dönemden çok etkilenmesi ve Hitler rejimi sebebiyle karamsarlığa düşerek intihar etmesinden dolayı bu yazarı yorumlamadan önce dönem tarihine bir bakış atmak gerektiğini düşünüyorum Kısaca bu döneme baktığımızda; 1920 yılında Hitler Alman İşçi Partisi propagandasını eline almıştır ve aynı yıl içerisinde partinin adı “Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi” olarak değişmiştir. Nasyonal sosyalizm, faşizm ve sosyalizmin temel ilkelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş bir kelimedir fakat faşizmde en üstün değer devlet iken Nasyonal Sosyalizm ’de ırktır. Yani Alman ırkının üstünlüğünü savunan aşırı milliyetçi bir ideolojidir. 1921’de Hitler bu partinin liderlik makamına gelmiştir. 1925’te kendi isteğiyle Avusturya vatandaşlığından çıkan Hitler 7 yıl sonra Alman vatandaşı olmuştur. 1933 yılında Nasyonal Sosyalizm egemen olmaya başladığında Yahudi bir yazar olan Zweig kara listeye alınmıştır ve nazilerin ideolojileriyle bağdaşmayan kitapların ateşe verildiği dönemde Zweig’in eserleride ateşe verilmiştir. 1934’te ülkesini terk ederek Londra’ya yerleşmiştir ve 1940 yılında İngiltere’nin Bath şehrinde evlenerek İngiliz vatandaşlığına geçmiştir fakat Hitler ordularının batıya doğru ilerlemesi ile Avrupa’dan ayrılmıştır. 1942 gecesinde eşi ile Brezilya’da intihar etmiştir. Kitaba gelecek olursak; Kitap iki insanın idamından önceki son günlerinden bahseder. Dönem şartlarının getirdiği karamsarlık ve insanın iç sıkıntısı çok
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2021 10. kitabı
Takma ismiyle Tekila Leyla'nın ve beş kadim dostunun hikayesi... Bazı bilimsel araştırmalara göre insan beyninin ölümden sonra 10 dakika 38 saniye kadar daha çalıştığı söyleniyor. Romanda bu bilginin peşinden gidilmiş ve genelevde çalışan bir kadının ölümünden sonra hayatının gözlerinin önünden geçişine şahit oluyoruz. Kitap iki farklı bölüme ayrılmış durumda. İlk bölüm Leyla'nın aklına gelen son hatıralarını bize anlatırken ikinci bölümde ölümünden sonra olan olayları görüyoruz. İlk bölüm benim için çok akıcıydı, bilmediğim veya farketmediğim insanların hayatlarını gösterdi bana. Leyla'nın Van'da geçen hayatını ve yaşadığı olaylar sonucu İstanbula kaçmasını okuyoruz. İstanbul da beklediği gibi olmuyor ve geri kalan hayatını genelevlerde geçiriyor. Leyla'nın başından geçenleri okurken aynı zamanda dostlarının da hayatlarını okuyoruz farklı farklı bölümlerde. Toplumda kabul görmeyen insanlarla empati yapıyoruz bol bol. İlk bölüm benim için gerçekten çok akıcıydı ve kitabın bana bir şeyler kattığını düşünüyorum. İkinci bölümü biraz gereksiz zorlama buldum, bana göre fazla uzatılmıştı sanki... Yazarın anlatması gereken şeyler yarım kaldı da aralara sıkıştırmaya çalışıyor gibiydi, trafik polisinin amcası bakan olan birine ceza yazmaya çalıştığı bölüm gibi. Fakat kitabın sonunda, Leyla'nın dostlarının Leyla için yaptıkları beni gerçekten duygulandırdı. Son iki sayfası;okuyucuya not bölümünde, bu olayların gerçekten yaşanmış ve yaşanıyor olduğu gerçeği yüzüme tokat gibi çarptı. Yazarın daha önce Mahrem kitabını okumuştum, dili Mahrem'e göre daha akıcı, kolay oknuyor ve anlatımı daha sadeydi.
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,1bin okunma
Reklam