-Hayalperest olmayın. Ayağınız yer tutmaz, sallanırsınız. Fakat hayalleriniz geniş olsun. Geniş düşünün. Büyük düşünün. Size gösterilen hedefleri zihninizle aşın.
Nedir gösterilen hedefler?
Mesela diploma. Mesela yaklaşan bir imtihanın başarılması. Falan dersin bellenmesi, hazmedilmesi, belki de hazmedilmesinden çok o dersten iyi not alınması. Kötü, küçük, yozlaştırıcı hedefler bunlar. Böyle kıtıpiyoz hedefler olduğu için de daracık odalarda at yarışı yaptıran jokeyler (biniciler) gibi koşamamak, hırslanmak, buhrana kapılmak, bıkmak ve yorulmak var.
Hedefleri yakınınızdan kaldırıp uzaklara koyun. Büyüterek uzağa koyun.
Arapça mı öğreniyorsunuz, ders kitaplarının ve yetersiz ders saatlerinin ve öğrenme metodlarının ötesine taşın. Böyle bir dersi, Arapça konusunda önemli bir hedefe bakmakla aşabilirsiniz. Onu, anadiliniz gibi öğrenmeyi hedeflemekle. İşte bu geniş hayalli olmaktır. Ama hayalperestlik değil.
Arapçayı ana diliniz gibi öğrenmeyi hedefleyip ona doğru çok daha kâfi gelecek yeteneğinizi ve hafızasını ve şimdi bol bol elinizin altıında olan zamanınızı koşturmaya başlarsanız, önünüzdeki bir iki imtihan ve onunla ilgili diploma aradan çıkar da haberiniz bile olmaz.
Bazılarına on parmak daktilo yazmayı öğrenin diyorum da burun kıvırıyorlar.
onlara araba sürmesini öğenin dediğim zaman ise bir bisikletlerinin bile olmadığını ve fakirliklerini, ekmek helva parası bile bulamadıklarını düşünerek kahkahalarla gülüyorlar. Oysa bir delikanlı vardı, dolmuşlarda gidip gelirken hayâl kuracağına, şoförün el ve ayaklarını izleyerek ve bir iki kitap karıştırarak daha elini direksiyona sürmediği halde teorik olarak araba kullanmasını biliyordu ve zamanı gelince bir saat ders alarak ehliyet ve sonrada araba sahibi oldu. Çünkü istiyordu. Bu, anlatmak istediğimin basit,