Sıradan bir insanın yaşamında bu öyle bir dönüm noktasıdır ki , öz yaşamın istekleri çevreyle en amansız çatışma durumuna girer,ileriye giden yol en çetin savaşımlar sonunda ele geçirilir.
“Yanılsamalar- diyordu bir dostum- belki de insanların birbirleriyle ya da insanların nesnelerle bağlantıları kadar sayısızdır. Yanılsama silindi mi, yani kişiyi ya da olayı tıpkı dışımızda olduğu gibi gördük mü, biraz silinmiş hayalete duyulan özlemden, biraz da yenilik karşısındaki, gerçek olay karşısındaki tatlı şaşkınlıktan dolayı, karışık, tuhaf bir duyguya kapılırız.”
Günün birin de yeniden edineceğim bir dost,bu görünümü taşıyacaktı. Olur da bir sevgiliye kavuşursam, böyle bir yüzü olacaktı. Yaşamım ve ölümüm buna benzeyecekti; bu, benim yazgımdaki ses, yazgımdaki ritimdi.