Bir Tanrı varsa eğer kaos ve ölüm de O’nun sanları arasında yer alacaktır, eğer Tanrı yoksa, bu da aynı anlama gelir, o zaman kaos ve ölüm kuşaklar tü
kenene dek birbirlerine yeter. İstediğimiz kadar günlük yakalım, belirsizliğe ve çürümeye mahkûmuz,
neye taparsak tapalım, kurtuluş yok, iyilerle kötülerin yazgısı aynı, azizleri de canavarları da aynı uçurum kucaklıyor, adil olma ve adaletsizlik fikri, görgü
kuralları gereği bağlı kaldığımız bir sayıklamadan
başka bir şey olmadı hiç. Aslında, dinsel ve ahlaki fikirlerin kaynağı insandadır, bunu insanın dışında
aramak anlamsızlıktır, insan metafizik bir hayvandır
ve evrenin yalnızca kendi için varolmasını ister, ama
evren insanı bilmez, farkında değildir ve insan bu tanımazdan gelmeye teselli bulmak için uzamı tanrı
larla, kendi imgesinden yarattığı tanrılarla doldurur.
Höylece, içi boş gerekçelere tutunarak yaşamayı ba
şarırız, ama bu gayet hoş ve teselli edici gerekçeler,
bizler gözlerimizi -kuşatması ve tehdidi altında ya
şadığımız- ölüme ve kaosa açtığımızda hiçliğe dü
şerler. İman, boş şeylerden biridir ve bu dünyanın
doğası üzerine insanı aldatma sanatıdır