Yağmur

Puan vermedi·265 syf.··
2022 18. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2022 01:17
(Not: Birine bu kitabı kesin oku şeklinde tavsiye edeceğim bir kitap olmadı) Kitapla ilgili kendime aldığım notum: Adam Kendisinin geleneksel bir evlilik ve formalitelerinden hiç hoşlanmadığını anlattıktan sonra söylediği “En iyi yaklaşım, Naomi gibi bir kızı eve getirmek ve onun büyümesini sabırla izlemek olabilirdi. Daha sonra eğer gördüğümden memnun kalırsam, karım olarak da kabul edebilirdim.” ÇELİŞKİ-Erk- iddia ettiğinin tersine geri kafa. Sf131 Adamın işyeri Naomi dedikodusundan sonra Naomi kendini biraz kapatıyor. Danslara daha az gitmeyi tercih ediyor giderse az dans ediyor sonra şu cümle “Beni büyüttüğün için sana nasıl borçlu olduğumu asla unutmadım ben. Seni hem bir baba hem bir koca olarak görüyorum ben” Naominin borçluluk duygusu, manipüle edilmiş olması. Sf167 Adam Hama’da ve kumagai yi öğrendikten sonra naomiye hatalı olduğunu kabul ettirdi. Yalnızca bir daha böyle hatalar yapmayacağına söz verdirdi. Peki bu hata mıydı? Bu kadın mahkum edildi. Vefa borcu gibi görünen şeyler onun dört duvarı ve zincirleri. Naomi ne istiyor? Ne doğru ne yanlış? Kimin doğrusu? Naomi kimin doğrusunu yaşıyor? Bende kitaba dair son kalan; Saplantı… Adamın Naomi saplantısı naominin batılılık saplantısı. Sağlıksız, hastalık derecesine varmış bir karşılıklı ilişki.
NaomiCuniçiro Tanizaki · Jaguar Kitap · 20131,159 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·380 syf.··
2020 30. kitabı
·
81 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2020 21:12
Her karakteri ve her bir karakterin hayatları inanılmaz vurucuydu. Devrimcilik, öğrencilik, annelik, babalık, çocukluk, kocalık... Her birini harika işlemiş yazar. Hindistan'ın politik süreciyle ilgili hiçbir şey okumamıştım. Öncelikle bununla ilgili merak uyandırdı. Devrimcilerin yaşadıklarını kendi coğrafyamıza benzettim. Bela'nın hayata bakış açısı, kendini var etme biçimi en keyifle ve merakla okuduğum kısımlardı. Çoğu insanın aksine Gauri'nin anneliğini eleştirmedim. Kadınlık, annelik vs. sorgulamasına göze sokmadan girmiş yazar. Çok beğendim işlediği karakterleri ve işleme biçimini. Kitapla ilgili hissettiğim bir şey de şu; herkesin o kadar mutsuz bir hayatı olmasına rağmen beni hiç bunaltmadı kitap. Ve ben beğendim.
Saçında Gün IşığıJhumpa Lahiri · Domingo Yayınevi · 2014231 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2020 17:56
(Bol spoiler içerir) Genel olarak bu kitabı düşündüğümde sanırım çok da bana hitap etmedi diyebilirim. Konuyu ve karakterleri sevmedim. Ama konuyu işleyiş çok iyiydi. Dili, akışı güzeldi. Anlatımını da çok beğendim. Kitabı bitirebilmemin sebebi bunlar olabilir. Aşk romanı sevmem ama yazarın anlatım tarzı, duyguları, hisleri bu şekilde geçirebilmesi beni kitabın içine aldı. Gerçekten anlatımdan çok etkilendim. Okurken not aldığım içerikle ilgili kısımlar var tabi bu artık karakterleri eleştirmeye girebilir ama paylaşmak istedim bu kısmı da. Dickie’nin aşkı Odile için psikolojik şiddet boyutuna ulaştı. Odile Dickie’nin baskıları sebebiyle ondan uzaklaştı. Dickie’nin davranış ve düşüncelerini aşk diye göremedim. Çünkü erkil, kıskanç bir kafayla Odile’in sadece ona ait olmasını bile istedi. Onu diğer insanların görmesinden, diğer insanlarla iletişiminden rahatsız oldu. Odile ve Dickie aşık olabilirler birbirlerine fakat yaşamsal farklılıkları ikisini de zamanla soldurdu. Büyüme biçimleri, aile yapısı, yemek yemeleri, sofra halleri bile birbirinden çok farklıydı. Değiştirilebilecek şeyler gibi görünürken bunca küçük farklılık onların kendi varlıklarını oluşturuyor aslında. Dickie’nin Odile’in değişmesini istediği kısımlar da bu durumu düşündürtüyor. Bu istek bencilce ve Odile’in kendi varoluş biçimini değiştirmesini, kendi olmamasını istemekti. Odile bir tarafta kendisine çok aşık olan bir adamla yok oldu, diğer tarafta kendisinin çok aşık oluğu bir adamın burnu havada halleriyle “üzerinde tepinmesiyle” yok oldu. Bence Odile’i aşk değil Erk öldürdü. Bir sürü noktasını toparlayamadığım düşüncelerimi destekleyeceğini düşündüğüm bir kaç alıntı yapacağım. (Sf 102) François’nın Odile’e ilişkin söyledikleri: “ çok güzeldi, gerçekten sevmiştim onu ama ilk kocası kötü
İklimlerAndre Maurois · Helikopter Yayınları · 20083,463 okunma
benim adım 10 ekim
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2019 112. kitabı
İşte şimdi daha bi anlamlı kitabın adı.  Heryeri her şeyi bir parçamız sanki. O alandan sağ çıkan çocuğunun büyüdüğünü, dev gibi olduğunu gören ve peşinden ayrılmayan anne baba...  peşinden ayrılmayan anne babasına öfkelenen çocuk... sevdiğinin bayrağını görüp öldü sanan insan ve ölmediğini gördüğünde sevinen, sonra sevindi diye başını döven insan...  hastane kapılarındaki listeler... yaralı listesinde aradığı ismi bulduğunda rahatladım diye kendini bencil hissedenler... o banyoda gideceğini sandığın ama burnunun direklerinden hiç gitmeyen ve herhangi bir anda da hatırlayacağın o koku.  Ve tam olarak banyoda,  gerçek bir yalnızlıkta,   tüm gün güçlü kalmaya çalışmış dizlerinin, dişlerinin, elinin, kolunun, saçlarından onlarca canın her parçasıyla birlikte gözyaşlarının döküldüğü o an.  Benim adım 10 Ekim değil de ne olacaktı ki zaten...
Benim Adım 10 EkimFalkland Hakimi · İGA Kültür Kitaplığı · 201917 okunma
7/10
·236 syf.··
2019 6. kitabı
(Spoiler içerir :) ) Bu kitap ilk başlarda çok yordu beni. Sanırım noktasız olması sebebiyle epey bir odaklanmakta problem yaşadım. Özellikle diyaloglarda tekrar başa dönmek zorunda kaldım bir kaç kez. Alışkanlıklarımız ve ufacık bile olsa değişmeleri bizi hep huzursuz ya da rahatsız ediyor. Ben bu kitaptaki atapte olma durumumun gecikmesini buna bağladım. Ama çok uzun sürmedi :)) hemen alıştım. Bir süre sonra öyle aktı ki dedim sanırım beynim bu biçimi kabullendi. ölümsüzlük, hep üzerine yazılmış çizilmiş, filmlere konu olmuştur. Ancak hiç bu şekilde bir değerlendirmeyle karşılaşmamıştım. Toplumsal anlamda getirdikleri ve bunu yazarın ifade ediş biçimi ve çıkarımları gerçekten hiç bakmadığım, aklımın ucundan geçmeyen sonuçlardı. Hastaneler, bakımevleri, aile içi durumlar vs. çok yaratıcı bir o kadar da herhangi bir şey aslında. En çok dikkatimi çeken kısımları da kısaca buraya almak isterim: “diriliş olmadan kilise olmaz” Ölüm olmadan cennet cehennem olmaz cennet cehennem olmadan müslümanlık olmaz… Eminim ki böyle dile gelirdi müslüman ülkelerin otoritelerinden de… Bu kısımla çok bağlı olan bir de şu cümle var tabi önemli bulduğum: “İnsanların tüm hayatlarını boyunlarında ölüm korkusuyla yaşamaları için varız biz, bunun ötesinde, ölüm anı geldiğinde, o anı bir kurtuluş olarak algılamalarına da çalışırız” Gerçekten çok etkileyici tespitler ve çok vurucu oluşturulmuş ince diyaloglar bunlar… Bir diğer dikkat çekici kısım da belki bu cümlenin bir yerlerden tanıdık ve itici gelmesi sebebiyle işaretlemişimdir (!) “Bizi kıskanıyorlar, deniyordu, çarşıda, pazarda ve evlerde, aynı sözler radyolarda, televizyonlarda yankılanıyor, gazetelere de yansıyordu, BİZİM VATANIMIZDA ÖLÜNMEMESİNİ KISKANIYORLAR, bu yüzden kendileri de ölmemek için topraklarımızı işgal ve ilhak etmek
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma