AYRILIK NE BİLİYOR MUSUN?
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya. Sevincin kundakçısı, hüznün arması.
Kadın bembeyaz bir ülkeydi; sevdikçe mavi, pembe, turuncu, lacivert… yedi renge bürünen. Adam bir yağmur gibi iplik ince yağdı mağlup, mahzun, uzak, ışıklı bir geçmişin koynuna. Donmuş bir su, boşluğa fırlatılmış taş, bir ateş ırmağı gibi durdu hasretin ve hayalin uçurumlarında.