Misafirler gelecek diye apar topar evden çıktığım için annemle bozuştuk. Soğuk yahut asosyal değilim fakat beni hep böyle biri gibi görüyorlar. Herkesin car car konuştuğu masalarda ben çoğu zaman sükut ediyorum. O zaman da kendini beğenmiş gibi görüyorlar. Oysa ben sevdiğim insanlarla faydalı, kayda değer, kıymetli bir konuda saatlerce gevezelik edebilecek biriyim. Ben insanlardan, onların simalarından, seslerinden değil gürültülerinden kaçıyorum. Aynı şeyleri, sürekli aynı kaygıları, beklentileri duymaktan yoruldum. Aynılığa hep ama hep aynılığa tahammül edemiyorum. 15 dakika dışarıda bekledikten sonra eve, misafirlerin yanına döndüm, 2-3 saat farklı yüzlerden aynı şeylere kulak verdim, annemin gönlü oldu. Beni anlamıyorlar.
Kitap genel itibariyle anne ve babasını kaybettikten sonra yanına yerleştiği teyzesinin oğluyla evlenmek üzereyken aldatıldığını öğrenen Feride’nin her şeyi ve herkesi terkettikten sonra giriştiği hayat mücadelesini ve kendiyle insanları keşfini anlatıyor. Fakat burada Feride’ye üzülmemek elde değil. Anne ve babasını erken yaşta kaybetmesi ve uçarı bir çocuk olmasından, genelde ciddiye alınmamış, hassas kalbi fark edilmemiş, kimi duyguları ya hiç tatmamış yahut tattıklarını bir zamana kadar anlamlandıramamış yahut yetinememiş. Kitabın finalinde Feride’nin Kâmran’la bir araya gelmesi Feride açısından beni biraz sevindirse de diğer taraftan hayal kırıklığına da uğradım. Acaba gerçekten insan her şeyi affedip geride bırakabilir mi ? Evvelce aşina olduğu yüze, kalbe tekrar ilk günkü nazarla bakabilir mi ? Hele bu kişi çok sevdiği biriyse. Benim için cevap : Asla. Bana kalırsa Feride sevgiyi tam olarak anlamlandıramamış birisi. Kendi başına hayatını sürdürürken kendi içinde sürekli Kâmran’la hesaplaşması bence kırıldığının tezahürü, oysa o , günün sonunda sevgisinden zannediyor. Gerçek sevginin ihaneti sırtlayabileceğini düşünmüyorum. Feride’nin bunu bir yerde umursamamış olmasının içinde aradağı sevgiyi dışarıda bulamamasından mütevellit. Kâmran’ın sunduğu şeye tutunmaya çalışmış. Hülasa, Feride’nin ve Kâmran’ın hikayesi kitapta bitiyor. Şayet devam etmişse hikayeleri bir yerde, Kâmran’ın Feride’nın hassas ruhunu defalarca yaraladığına neredeyse adım kadar eminim.