-Söyle, şeytan var mı yok mu?
-Ah tabi ki yok. Bunlar boş inançlar.
-Öyle mi? Emin misin bundan?
-Kesinlikle, akşam yemeğini nerede yiyeceğimden ne kadar eminsem bundan da o kadar eminim.
Şeytan bir kahkaha attı (tabi sinirinden). En sevmediği şey varlığının kabul edilmemesiydi ve ilk hamlesini yaptı; kafa kesmedi, racon kesti.
Komünizmde inançsızlık esastır. Stalin Rusya'sında da din yavaştan ortadan kaldırılmaya çalışılmakta, kiliselere kilit vurulmakta, insanlar ateizme zorlanmaktadır. İşte bu minvalde kitabın ilk eleştirisi dinsizliğe yapılır. Hem de çok acımasızca.
Şeytan varlığını sert bir şekilde gösterdikten sonra eğlenceyi başlatır. Kara büyü, vampir, uçan süpürge, çıplak kadınlar, kelle almalar, bahar baloları... İşte karşınızda M.Bulgakov'un sihirli kaleminden yükselen hiciv sanatının başyapıtı Usta ile Margarita.
Leyla ile Mecnun dizi setinden kopmuş da gelmiş bir senaryo tadında, Mecnun'la astral seyahate çıkmışçasına yer yer kahkahalarla kopmalık kesitler sunan, şeytan ve ekibinin absürt komedi kıvamındaki bu büyülü gerçekçiliğine hepiniz hoşgeldiniz.
Para insanı kul eder, köle eder, esir eder ve sonunda rezil eder. Woland efendimizin öncülüğünde çıkacağımız ahlak yolculuğunda maddeye tapan zavallı insancıkları göreceksiniz. On ruble için birbirlerini ezen, bedava elbise için saç baş yolan ve hatta bedava olmasa da black friday kapsamında indirim çılgınlığında tüketimin dibine vuran kapitalizmin velinimeti zavallıları seyre dalacaksınız.
Her köşe başını işgal etmiş bolca dayıya sahip liyakatsızları, makam mansıp* sevdası (* yanlış bir kullanım, aynı anlama gelen iki kelime zaten) yüzünden asılsız ihbarlarla üstlerinin koltuğuna göz diken doyumsuzları, ölen yeğeninin dairesine yerleşebilmek için yüzlerce kilometre uzaklardan koşup gelen miras avcısı