Seher

Seher
@YollugTigin
Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.
Ah bu şarkıların gözü kör olsun.
8/10
·190 syf.··
2024 32. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2024 18:08
İstanbul'da konak ve yalı arasında hayatını sürdüren insanların yaşadığı bir dönemde bir peri kızı gibi bakılıp büyütülen Münire'nin çocukluğu, gençliği ve 50'li yaşlarını kendi kaleminden okuyoruz. Komşu yalının oğlu Cemil'e çocukluğundan beri aşık olan, onun sesinden dinlediği "o şarkının" da etkisiyle Cemil ile mutlu olacağı bir geleceğe dair hayaller kuran Münire, Paşa babasının kendisine uygun gördüğü başka bir hayatı yaşamaya mahkum oluyor. Kitapta bir kadının psikolojisi ve düşünceleri o kadar güzel anlatılmış ki sanki kitabı Yakup Kadri değil de Münire yazmış sanırsınız. Münire'nin o yıllarda neler yaşadığını öğrenmeyi de size bırakıyorum. Yakup Kadri sevenlerin gözden kaçırmaması gereken bir kitap. İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Hep O ŞarkıYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,311 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yeni bir kaptanımız var artık!
8/10
·160 syf.··
2024 27. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2024 17:40
Çanakkale savaşı sürüyor, eli silah tutan erkekler cephede. Karadeniz açıkları tehlikeli. Rumlar, Ruslar ve korsanlar kol geziyor. Bir de içimizdeki düşmanlar var, savaştan kaçıp halka rahat yüzü göstermeyen, kadınlarımıza sarkıntılık eden asker kaçakları. Anlayacağınız düşmanın her yanımızı sardığı bir dönem anlatılıyor. Geride kalan yaşlılar, çocuklar ve kadınlar kısıtlı imkanlar ile hayat mücadelesi veriyor. Yiyecek, güvenlik ve huzur yok. İşte bu dönemde Cideli Temel Reis, gelini Halime ve torunu Memiş için tehlikeyi göze alarak denize açılıp ailesine bakmak istiyor ama ömrü yetmiyor. Evin geçimini sağlayacak erkek kalmadığı vakit iş başa düşüyor ve Temel Reis'in sandalı ile denize açılma görevi Halime geline kalıyor. Böylece Halime ve üç küçük yardımcısının Karadeniz serüveni başlıyor. Vatan sevgisinin cinsiyete veya yaşa değil de yüreğe baktığını bir kez daha görüyoruz. Koca koca erkekler askerden kaçarken "kadın hâliyle" denizlerde fırtına gibi esen, Millî Mücadele'ye yardım etmek için silah kaçıran ve gerektiğinde yiğitçe savaşan Halime Kaptan'ın hikâyesini çok sevdim. Puan kırdığım tek kısım yazarın bazı olayları hızlı geçmesi. Hikâye yarım kalmıyor ama o aralarda neler olduğunu okumak isterdim. İyi okumalar efenim.
Edebiyat
Halime KaptanRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20094,681 okunma
Büyük beklenti, büyük hayal kırıklığı getirir.
4/10
·520 syf.··
2024 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2024 20:58
Bu kitap ile ilgili karmaşık duygular içerisindeyim. İçinde iki ayrı hikayeyi barındıran başka kitaplar da okudum ama hiçbiri bu kadar kafa karıştırıcı ve yorucu olmamıştı benim için. Olay ve karakterlerin birçoğunun hikayenin akışına çok az etki etmesine rağmen uzun betimlemeler ile anlatılması, isim ve mesleklerin benzer oluşu hikayeyi takip etmeyi zorlaştırıyor hatta bu yüzden kitabı yarıda bırakmayı bile düşündüm. Kitabın ismi Usta ve Margarita olmasına rağmen bu iki karakter hikayede yan karakter gibiydi.  Olaylar bir akışta ilerliyor ilerlemesine ama kısa sürede çok fazla mekan değişikliği var ve bu yüzden çoğu yerde hikayeden kopuyorsunuz. Kitapta Moskova ve Kudüs'te geçen iki hikaye anlatılıyor. İki hikaye arasında git gel yaşıyoruz. İlkinde şeytan ve yardımcılarının dünyaya gelip insanlarla uğraşması ve birbirinden ayrı düşen Usta ve Margarita'yı kavuşturma sürecini diğerinde ise Usta karakterinin yazdığı Pontius Platius'un hikayesini görüyoruz. Ben Platius'un anlatıldığı kısımları ana hikayeden daha çok beğendim. Kitabın başında Berlioz, Bezdomnıy ve şeytan arasında yaşananlar hikayenin geri kalanı için bende büyük bir beklenti oluşturdu ama ilerledikçe hayal kırıklığı yaşadım. Kitabın başı ne kadar güzelse sonu da bir o kadar kötü. Yazarın ararlarda girip sanki okuyucuya çok önemli bir şey gösterecekmiş gibi şuraya gel okurum, beni takip et sana gerçek aşkı göstereceğim okurum demesi yok mu bir de... Üzgünüm Mihail Bey ama çok da hayran olunası bir aşk göremedim. Beğendiğim kısımlara gelecek olursak... Kedi vardı, evet kediyi sevdim. Kedi...
Edebiyat
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Zümrüt Şehri'ne bir bilet lütfen!
9/10
·168 syf.··
2022 26. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2022 12:37
Oz Büyücüsü kitabından sonra çocukların yoğun isteği üzerine L. Frank Baum bu kitabı yazmış. Her ne kadar çocuk kitabı gibi görünse de yetişkinlerin de keyifle okuyabileceği insan ilişkilerinin, doğrunun ve adaletin "olağandışı" canlılar üzerinden anlatıldığı, güzel mesajlar içeren bir kitap. Yaşlı cadı Mombi'den kaçan Tip isimli bir çocuğun Muhteşem Hayat Tozu ile canlandırdığı Jack Kabakkafa ve Sehpa At ile Zümrüt Şehri'ne doğru çıktığı yolculuk ve bu yolculukta yaşadıkları maceralar anlatılıyor. Oz Büyücüsü kitabından hatırladığımız Korkuluk ve Teneke Adam ise Zümrüt Şehri'nin uzun süredir erkekler tarafından yönetilmesine karşı çıkan ve şehirdeki değerli taşları kızlar için takı yapmak isteyen Komutan Jinjur ve isyancı kız ordusu ile başı dertte. Tip'in ekibi, Korkuluk ve Teneke Adam birleşerek zorluklara mücadele ediyor kısaca. "bana kalırsa bu dünyada dikkate değer yegâne kişilerdir olağandışı olanlar. Sıradan olanlarsa bir ağacın yaprakları gibi hiç fark edilmeden yaşıyor ve ölüyorlar." Evet kitapta bolca olağandışı kişi var ve kendilerinin olağandışı olduklarının farkındalar. Başkaları tarafından garip karşılansalar da bunu birileri ile arkadaş olma yolunda bir engel olarak görmüyorlar. Herkesin zayıflıkları ve farklılıkları olabilir önemli olan karşındaki kişiye anlayış ile yaklaşabilmek mesajına güzel bir şekilde yer verilmiş. Zevkle okuyacağınız bir kitap olduğunu düşünüyorum, tavsiye ederim. İyi okumalar.
Edebiyat
Muhteşem Oz DiyarıL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022746 okunma
Şeytan diyor ki yanaş şunaaaa
8/10
·143 syf.··
2022 25. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2022 22:14
İnsanın en çaresiz anında gelir ve fısıldar Şeytan: "Neden onlar gibi yaşamayasın, onlar gibi yiyip içmeyesin? Neden onlar gibi sevip hayattan zevk almayasın?" İradeni kaybedersen içindeki vicdanın sesini bastırır. Onlar gibi olursun, şeytana uyanlar gibi... Kitapta ilk önce hayatı sefalet ve mutsuzluk ile geçmiş, kendisini hiç doğmamış ve yaşamamış kabul eden ve intihar etmek isteyen Ahmet Fevzi'ye yardım elini uzatıyor(!) Şeytan. E tabii Şeytanın adı çıkmış bir kere, ona güvenmek zor. Para, gençlik ve Emel'in sevgisini sunuyor kendine güvendirmek için. Şeytan için tek bir piyon yetmiyor. Güzeller güzeli Emel'e aşık olan Galip ve Necdet'e de onları bu kıza götürecek yolu gösteriyor, yani parayı. "Öyle bir asırda yaşıyorsunuz ki eşyayı ölçmek için nasıl endaze yahut mezura kullanılıyorsa bir insanın kıymetini tayin etmek için de yegâne ölçü paradır." diyerek akıllarını çeliyor. Dünyada eşine benzerine rastlanmayan bir güzelliği olan Emel ve onun Şeytana uyan üç aşığı... Eğlenceli bir kitaptı. Şeytan kimi yerde kendince masum kimi yerde dertli ama bir insandan yardım almayacak kadar da kibirli. Kitabı okurken şeytanın tatlı sözleri insanı düşündürüyor. Şunu yapsam ne olur ki, herkes yapıyor zaten, ben bu dünyanın kahrını çekmeye mi geldim gibi vesvese gelirse bilin ki şeytandır. Uymayın arkadaşlar. İyi okumalar.
Edebiyat
Şeytana UyanlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202169 okunma