Ağustos ayi benim için hayalkirikli ile geçiyor. Büyük hevesle sabahin 4.30 kalkiyorum bir kitap daha bitirmeye çalışıyorum.Ama okuyucu olarak bunun karşılığını alamıyorum ne yazik ki...
Modern klasikler serisini bence gözümde çok büyütüyorum.Beklentilerimi çok fazla üst seviyede tutuyorum. Sonra bu ve buna benzer niteliksiz eserleri okuyunca saskina dönüyorum.
Bu eserin,konusu üzerinde durmayacagim.Ustunde duracagimiz asıl konu:dili,hikayesi,kurgusu, karakterlerinin bana yaşattığı hisler. Konuya bu şekilde bakacak olursak,eser nerden bakarsan bak sinifta kaliyor.
O kadar basit,monoton,sıkıcı,merak duygusundan yoksun.
Dil desen,betimleme üstüne betimleme yaparak konudan seni kopariyor. asil mevzuya bir türlü gelemiyorsun.Kopuk kopuk resmen eserin içinde kayboluyorsun.
Azicik merak edecek biseyler arıyorsun o da yok.
Eee sonuç bekliyorsun,nereye bağlayacak acaba diyorsun.Beklemeye devam edebilirsin çünkü sonuç yok.Cikmaz sokak.
Yazilan her şey havada kaliyor resmen. Kendime soruyorum onurcum ben ne okudum diyorum?
Cevap:Hic bir şey.