RK

Bundan korkma Ala. Genelde ruh sağlığı en yerinde olan insan bile çoğu zaman yarımdır. Bunu genelde hep böyle hissederiz ama senin kadar bilinçli bir yorum yapamayız. Bu yarım hissedişe hep bir bahane buluruz. Şu da yok ondan, bu olsaydı şöyle olurdu gibi. İnsanlar kendilerine eş seçerken bile genellikle bazı şeyleri hep atlarlar. Güzel mi, iyi huylu mu, beni seviyor mu, dürüst mü, eğitimi nedir gibi önemli ama çok yetersiz bilgilerle hareket ederler. En önemli şey kişinin tarihidir. Çünkü tarih hep tekerrür eder. Dayak yiyerek büyüyen biri döver veya yeniden dayak yiyebilmek için farkında olmadan çok uğraşır. Kavgalı ortamda büyüyen kavga eder çünkü bunu öğrenmiştir. Mutluluğu görmemişse, tatmamışsa kendi bunu yaratamaz. Hırs, intikam, suçluluk duygusu, aşağılanma varsa tarihinde kendisi de bunları yapacak veya kendine bunların tekrar tekrar yapılması için çanak tutacaktır. Suçlanmışsa suçlayacak, aldatılmışsa aldatacak, hakkı yenmişse o da hak yiyecektir. Örneğin hep aşağılanan, hep hakkı yenen, sevilmeyen, kabul görmeyen, önemsenmeyen biri ...
Reklam
Evet. Eğer bir şeyler yapamazsak çok güzel, çok başarılı biri olacaksın ama mutlulukla tanışabilecek misin, şimdilik pek bilemiyorum. - Neden? Bu soruyu sorarken adeta haykırıyor. - Çünkü bilinçdışın mutsuzluğa, acıya, adaletsizliğe karşı isyana göre programlanmış. En iyi tanıdığın duygular öfke, hırs, intikam duygusu ve suçluluk duyguları. İyiliği, mutluluğu, yaşama sevincini, birilerini sevmeyi, sevilmeyi, başkalarının mutluluğundan mutlu olmayı, acı, tatlı bazı duyguları paylaşmayı hiç bilmiyorsun. Böyle birinin ne kadar güzel, ne kadar bilgili, ne kadar varlıklı ve ne kadar başarılı olursa olsun, hayattan zevk alma şansı pek yok. - Dışımı güzelleştirdiniz ama içimdeki bataklık duruyor.
-Bu bir karar değil, çaresizlik ... Eskiden, çok eskiden, iyi bir mesleğim, biraz param ve özgürlüğüm olursa ... çok mutlu olurum sanırdım ... Yanılmışım ... Kütüphaneler dolusu kitap okudum, okulları hep dereceyle bitirdim ... İyi bir işim var ama yine de olmadı işte ... Bir şeyler hala eksik ... Bugüne kadar kaybeden hep ben oldum ... Şimdi artık biraz da kazanan tarafta yer almak istiyorum ... Bir gün gerçekten kendimle barışır, kendimi sabote etmekten vazgeçebilirsern, o zaman çok şey değişir hayatımda ... - Demek kendini sabote ettiğinin farkındasın! -Farkında değildim ama öğrendim. Kafam çalışıyor ama yaşamın içinde bir geri zekalıdan farkım yok ... İçimdeki fay hatları o kadar derinlerde ki, bir dengeye oturabilmesi için daha çok deprem yaşamam gerekiyor ...
-Böyle göründüğüme bakmayın ... Aynada kendime her bakışımda bir yandan kalbim heyecandan deli gibi çarparken, bir yandan da içime bir korku giriyor ... Umutlu olduğum kadar çaresiz, güçlü olduğum kadar zayıf hissediyorum kendimi ... Neden bilmem, bu ani değişiklik fena halde sallıyor beni. - Böyle hızlı çıkışlar düşüşü, güç zayıflığı, masumiyet fesatlığı, umut da çaresizliği çağrıştırır her zaman. Çok iyiyim desen, şaşardım.
Tarihte ünlü sanatçıların hayatını okurken sık rastlarım böyle şeylere. En büyük ressamlar, en ünlü müzisyenler, dünyaca ünlü eserlerini hayatlarının en kötü dönemlerinde yaparlar. Sanki içlerinde biriken kötü enerji bir çağlayanın altından geçer, yıkanır, arınır ve böylece mucize gerçek olur. Biz buna psikiyatride "sublimasyon" deriz.
Reklam