Yavuz Tellioğlu

Ey Adam!
Biz sana ne hazır bir yüz ne de özgün, doğuştan gelen bir özellik verdik, ta ki kendi yerini, biçimini, yeteneklerini kendin seçesin, onları kendi yargın, kendi kararın ile edinebilesin. Bütün öteki yaratıkların doğası bizim koyduğumuz yasalarla belirlenip sınırlanmıştır. Oysa senin önünde böyle sınırlamalar yok, kendi yüzünün çizgilerini sana koruma görevini verdiğimiz özgür isteğinle çizebilirsin. Seni dünyanın tam ortasına koyduk, baktığın yerden dünyadaki her şeyi daha kolay görebilesin diye. Seni ne yersel ne göksel, ne ölümlü ne ölümsüz (16) olarak yarattık; özgür, olağanclışı(17) bir yontucu gibi kendini, kendi seçiminle biçimleyebilesin diye. Aşağıya, yaşamın kaba biçimlerine inmek de tanrısal yaşam sürenlerin düzenine çıkmak da senin elinde.”
1000Kitap
Reklam

Yavuz Tellioğlu

, bir kitap okudu
10/10
·74 syf.·
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Pico Della Mirandola
8/10 · 95 okunma
Bodhidharma
Bir gün, Bodhidharma, Çin İmparatoru’na şöyle dedi: "Ben, sadece bir insanın zihnini düzeltmeye geldim. Bütün bu dünyasal sorularla uğraşmamın anlamı yoktur. Benim amacım sadece gerçek doğayı göstermek ve zihinleri uyandırmaktır." İmparator, Bodhidharma'ya hayran kalmış ve ona şunu sormuştu: "Bu kadar büyük bir öğretiyi nasıl tanıyacağız? Nerede başlamalıyız?" Bodhidharma, İmparatora uzun bir sessizlikle bakarak, sonunda şöyle cevap verdi: "Başlangıç, her şeyin özündedir. O yüzden hiçbir yere gitmeye gerek yok. Her şey zaten burada." İmparator şaşkın bir şekilde Bodhidharma’nın söylediklerini anlamaya çalıştı, fakat ne Bodhidharma’nın sözlerinden ne de tavırlarından tatmin oldu. Bodhidharma, sorulara bir cevap vermek yerine, o gün öğle saatlerinde manastırının duvarına doğru yöneldi ve bir köşeye oturdu. Birçok gün boyunca, sadece duvara karşı meditasyon yaptı, adeta hiç konuşmadı. Zaman geçtikçe, Bodhidharma’nın manastırda geçirdiği bu sessizlik, her türlü karmaşık düşüncenin ve dışsal gürültünün ötesine geçerek insanlara gerçek doğa üzerine derin bir anlayış kazandırdı. İnsanlar, dışsal konuşmalar yerine, Bodhidharma’nın sessizliğinde daha derin bir bilgelik bulmaya başladılar.
1000Kitap
Nefes-i Rahmanî’nin Kapsamı
Amâ’, Nefes-i Rahmanî’nin ilk suretidir.26 Bu kelime yaradılıştan önce Allah Teâla’nın varlığı hakkında sorulan bir soruda Hz. Peygamber, âmâ’ kelimesini kullanarak cevap vermiştir. İbnü’l Arabî, “Rabbimiz kâinatı yaratmadan önce neredeydi?” sorusuna “Altında ve üstünde hava olmayan amâ’daydı”27 hadisi ile cevap vermiş ve devamında şunları söylemiştir: “Yaradılışın kaynağı, Allah’ın ezelden beri tanınmaya duyduğu iştiyaktır. Bu iştiyaktan Nefes-i Rahmanî meydana gelmiştir. Bu nefesten ise âmâ’ meydana gelmiştir. Buna göre âmâ’ bir yönüyle Hakk'tır ve bâtındır. Diğer yandan halktır ve zâhirdir.”28 19 İbnü’l-Arabî, el-Futuhâtü’l-Mekkiye, 1: 190; 3: 321, 322, 324; Muhyiddin İbnü’l-Arabî, Marifet ve Hikmet, çev. Mahmut Kanık (İstanbul: İz Yay., 2003), 126; Nefise Ehlsermedî - Nasrullah Hikmet, “Nigâh-i be Tefâvut-i Hıyal ve Tahayyül der Futûhât-ı Mekkiyye-i İbn Arabî”, Paygâh-i Mecellât-i Tahassusi-yi Nur 1 (1392), 9. 20 Konuk, Fusûsü’l-hikem Tercüme ve Şerhi, 2: 259-260; Buşra Arslan Meçin, Melekût Ülkesine Açılan Kapı: Misâl Âlemi (İstanbul: Sufi Kitap yay., 2021), 164-165. 21 Abdulbaki Miftah, Fusûsu’l-hikem Anahtarları, çev. Vahdettin İnce (İstanbul: Kitsan yay., ts.), 21, 44, 110, 368. 22 Chittick, Varolmanın Boyutları, 203; Nasr Hâmid Ebu Zeyd, Sufi Hermenötik (İbn Arabi’nin Yorum Felsefesi), çev. Semih Ceylan (İstanbul: Mana yay., 2008), 81. 23 Kayserî, Şerhu Fusûsi’l-hikem, 22. 24 İbnü’l-Arabî, el-Futuhâtü’l-Mekkiye, 1: 190. 25 Konevî, İ’câzü’l-Beyân, 61. 26 Suad el-Hakîm, İbnü’l Arabî Sözlüğü, çev. Ekrem Demirli (İstanbul: Kabalcı yay., 2005), 67. 27 İbnü’l-Arabî, el-Futuhâtü’l-Mekkiye, 12: 221. 28 İbnü’l-Arabî, el-Futuhâtü’l-Mekkiye, 13: 573-574; İbnü’l-Arabî, Marifet ve Hikmet, 128. 162 Sûfiler, amâ’ kelimesini bazen Allah’ın ahadiyet, bazen de vâhidiyet makamı
1000Kitap
Reklam