Şu aralar medeniyetin göstergesi olan kitap okumaya sarsam da içimde de bir haylaz çocuk vardır sevgili okur yoldaşlarım :)
İslamiyetin bana vermiş olduğu helâl dairedeki tüm ekstrem koşulları yaşamaya çalışan bir fâni :D
Hayatınızı olabildiğince otamatikleştirdiğiniz zaman çabanız makinelerin henüz yapamadığı işlere harcayabilirsiniz.
Teknolojiye bıraktığımız her alışkanlık, zaman ve enerjiden tasarruf etmememizi sağlayarak onları bir sonraki büyüme aşamasına akıtmamıza imkan tanır.
Matematikçi ve filozof Alfred North Whitehead’in yazdığı gibi,
‘’Medeniyet, üstünde düşünmek zorunda olmadan gerçekleştirebildiğimiz operasyonların sayısı arttıkça ilerler’’
Elbette teknolojinin gücü aleyhimize de işleyebilir. Peş peşe bir şeyler izlemek, ekrana bakmaya son vermemiz devam etmekten daha fazla çaba gerektirdiği için bir alışkanlığa dönüşebilir.
Netflix ve YouTube bir sonraki bölüme geçmek için bir düğmeye dokunmanızı gerektirmez, bunun yerine sıradaki bölümü sizin için otomatik olarak oynatır. Size düşen tek şey gözlerinizi açık tutmaktır.
Dediğim gibi, John, tutkuların bir şekilde başkalarının yaşamını iyileştirmeli veya onlara hizmet etmelidir.
Victor Frankl bunu şu sözleriyle ifade eder:
'‘Mutluluk gibi, başarı da kovalanamaz. O bir sonuç olmalıdır. Üstelik bu yalnızca kişinin kendini büyük bir amaca adamasının planmamış yan etkisi olarak ortaya çıkar.’’
Bir kez yaşama amacının ne olduğunu bulduğunda, dünyan canlanacak. Her sabah bir enerji ve heves hazinesiyle uyanacaksın. Tüm düşüncelerin belirlediğin hedefine odaklanacak. Kaybedecek zamanın olmayacak. Böylelikle değerli zihinsel gücün değersiz düşüncelere harcanmayacak.
Kaygı alışkanlığını otomatik olarak silecek, çok da verimli ve üretken olacaksın. İlginç bir biçimde görevini gerçekleştirmen için sana bir şekilde kılavuzluk eden bir iç dengeye kavuştuğunu da derinden hissedeceksin.
Bu muhteşem bir his dedi. Bunu seviyorum dedi ve Julian neşeyle..